ABD’de üretilen mısırın %95’i hayvan yemi ve mısır şurubu üretiminde kullanılıyor. Soya da daha çok sığır, domuz ve piliç yemi üretmek için yetiştiriliyor. Amazon ormanları zengin Kuzeyin (emperyalist ülkelerin) aşırı et ihtiyacını karşılamak için kazınıyor... Binlerce canlı türü geri dönüşsüz olarak yok ediliyor...
Birileri de çıkıp “büyüyen aslında ne, ne pahasına gerçekleşiyor, neye yarıyor” sorusunu sormaya yanaşmıyor, ona cüret etmiyor. Oysa yüksek oranlı bir ekonomik büyüme bile yoksulluğu ve sefaleti derinleştirebilir, ekolojik yıkımı, iklim krizini azdırabilir. Kapitalizm dahilinde ekonomik büyüme, insana, başka canlılara ve doğaya zarar vermeden yol alamaz.
Hem kapitalist sistemin tüm yıkıcı, yok edici, kirletici sonuçları her seferinde daha büyük ölçekte yeniden üretilmeye devam edecek hem de atmosferin ısınması, ekolojik yıkım durdurulacak... böyle bir şey mümkün değildir!..
Enerjinin kâra endeksli olarak üretildiği bir dünyada küresel ısınmayla, ekolojik yıkımla baş edilebilir mi? Öncelikle insan ve toplum yaşamı için vazgeçilmez olan enerjinin özel mülkiyet ve kâr amacı olmaktan çıkarılması gerekiyor.