"Hyperion incelemesi sizlerle. Amerikalı bilimkurgu yazarı Dan Simmons imzalı eser 1990 yılında Hugo Ödülü alan; galaksilerin arasında notaların fırtınalara eşlik ettiği yakut ve kanla sarmalanmış bir uzay operası.
1970’lerde küçük bir kasabada öğretmenlik yapan Dan Simmons zamanla öğrencilerine öykü anlatmaya başladı. Hyperion’un ilk temelleri de böylece atılmış oldu. 1989 yılında yayınlanan Hyperion, 1990 yılında En İyi Roman dalında Hugo ve Locus En iyi Bilimkurgu Roman ödülünü alarak adını geniş kitlelere duyurdu."
Agape Khaven
İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/hyperi...
Yazar bu kitabı kölelik sözleşmesi imzalayıp, İtalya’ya beraber yanında uşak olarak gittiği Fanny von Pistor ile olan ilişkisinden etkilenerek kaleme almıştır. Kürklü Venüs kitabındaki ögeler otobiyografik özellikler taşır. Bir açıdan kitabın ana karakteri Severin, Masoch’un kendisi diyebiliriz. Diğer karakterimiz olan leydi Wanda, tıpkı Titian’ın Aynalı Venüs’ündeki Venüs gibi bir kadındır. Hep Venüs gibi bir kadın hayal etmiş olan Severin için o büyük bir şanstır. Onu tanıdığı andan itibaren onun aşkıyla acı çekmeye başlar.
Wanda’nın Yunan mitolojisine duyduğu ilgi, bilgeliği, bu kadar kültürlü oluşu ve güzelliği ile Severin’in aklını alır. Kadın her ne kadar onun bu hallerine biraz mesafeli baksa da bir süre sonra içindeki kadın uyanır ve bir erkeğe hükmetme düşüncesi ile baştan çıkar. Bu kitap bir açıdan kadın ve erkeğin kendini keşfedişi, ortaya koymadığı yönlerini ifşa edişidir. Konusunu gerçeklikten aldığı için güçlü bir yapıta dönüşmüştür. Kurgusu, karakterler ve buradaki sado-mazoşist ilişki tıbbi anlamda yol gösterici olurken sanatın her dalına da ilham kaynağı olmuştur.
Yeşim Teke
İncelemenin tamamı için: kayiprihtim.com/inceleme/kurklu...
Kürklü VenüsLeopold von Sacher-Masoch · Ayrıntı Yayınları · 2019752 okunma
1965 yılında kaleme alınan eser, bir süre sonra en baştan yazılıyor ve 1966 yılında Candide’in ormanda geçen hikâyesi basılıyor. Ardından 1968 yılında, Biber’in İdare’de geçen hikâyesi Baykal dergisinde yayımlanıyor. Ancak kısa bir zaman sonra eser, kütüphanelerden kaldırılıp yalnızca özel izinle erişilen yasaklı yayınlar arasına konuluyor. 1972 yılında ise bu iki hikâye yazarlar tarafından birtakım değişikliklerle bir araya getiriliyor ve Yokuştaki Salyangoz Almanya’daki raflarda yerini alıyor. Özellikle kitapta Biber’in gözünden İdare’de yaşadıklarının anlatıldığı kısım, kusursuz bir absürtlükle dönemin Sovyet bürokrasinin kaotik yapısını ortaya koyduğundan, anavatanlarında kitap ancak 1988 yılında yayınlanabiliyor.
Merve Akartuna
İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/yokust...