📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mumlar söner, hava soğur, oda karanlıktır ancak bir gölge görürsünüz, yavaş yavaş size gelmektedir… Geldikçe bu gizemli varlığın daha çok farkında varmaya başlarsınız, havada süzülmektedir. İşte anlarsınız ki sonunuz gelmiştir.
Hayalet hikâyeleri özellikle korku, fantastik, doğaüstü edebiyatın önemli parçalarından birisidir. Bu türlerdeki eserlerin hepsinde olmasa da sık sık karşımıza çıkarlar. Eserlerde hayaletler bazen bir büyü tarafından yaratılabilir, bazense yaşamında alışılmadık vahşi ölüm, yapamadığı bir görev gibi bilumum nedenlerle ölümünden sonra dünyada takılı kalabilirler. Ne şekilde olursa olsun hem okuyucuya hem de hayalete maruz kalan karaktere korku dolu anlar yaşatırlar.
Bu anlatılarda sıklıkla hayaletlerin bir objeye, mezara, kişiye veya bir mekâna bağlı olduklarını görürüz. O eşyayı kullananlara veya bölgeye gelenlere dadanırlar. Bu ‘dadanma’ olayı aslında birçok hayalet hikâyesinin de temelini oluşturur.
<b><i>Cem Altınışık</i></b>
<b>İncelemenin tamamı:</b> kayiprihtim.com/inceleme/darcy-...
Bazı eserler anlattıklarıyla sizi hem sıcacık bir hikâyenin içine sokuyor hem de yüreğinizi parçalayacak kadar keder barındırabiliyor. Evet, bu ikisi aslında çoğu zaman kol kola olabiliyor. Ailenin bireyler üzerindeki etkisini, aralarındaki ilişkileri etraflıca özümsüyor ve değerlendiriyorsunuz. Herkesin aile yaşamı değişiyor, ancak kesin olan bir şey var ki kan bağı olmasının ötesinde ‘aile’ neredeyse herkes için geçerli ve önemli bir kavram. Ne etkisinden kurtulabilir ne de inkâr edebiliriz.
Yakın dönemde benim için bunu en iyi işleyen bir video oyunu olmuştu. Bergson ailesini yönettiğimiz rogue-lite oyunu Children Of Morta başarılı hikâyesiyle oyuncular için ilginç deneyime imza atan bir işti. Aile olarak tehlikeye karşı birlikte ayakta durmayı vurguluyordu.
Şimdiyse sizi son okuduğum ve incelememe konu olan Luis Alberto Urrea’nın “Kanadı Kırık Melekler Evi” (The House of Broken Angels) adlı romanıyla tanıştırmak istiyorum. Pulitzer finalisti yazarın Çınar Yayınları’ndan çıkan, Türkçeye çevrilen ikinci romanı yakınlarda raflardaki yerini aldı. Daha öncesinde 2006’da dilimizde şu anda stoklarda bulunmayan Sinekuşu’nun Kızı (The Hummingbird’s Daughter) romanı yayımlanmıştı.
Cem Altınışık
İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/kanadi...
2002 yılında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Çakıcı’nın İlk Kurşunu, Sabahattin Ali’nin sandığından çıkan yayımlanmamış eserlerin bir araya getirilmesiyle oluşuyor.
Her insan gibi yazarlar da ölümlüdür. Fakat okur bir defa bir yazarın diline, hikâye edişine alıştı mı artık o yazarın eserini arar durur. Ölüler geri getirilemeyecek olsa da yazarların bir yerlerde gizlediği birkaç parça eser elbet bulunabilir. Sanatın ölümsüzlüğü burada devreye giriyor. Yayımlanmış eserleriyle okuyucusunun gönlünde taht kuran ve Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri haline gelen Sabahattin Ali, yayımlanmamış eserleriyle bir defa daha okuyucu karşısına çıkıyor. Sabahattin Ali’nin sandığından çıkan bu eserleri günümüz Türkçesine uyarlayarak Türk edebiyatı için önemli bir çalışmanın altına imza atan Nüket Esen, Zeynep Uysal, Engin Kılıç ve Olcay Akyıldız’a şükranlarımızı sunuyoruz. Onlar Sabahattin Ali’nin bir kez daha okuruyla buluşmasını sağlayan gizli kahramanlar.
Çakıcı’nın İlk Kurşunu, içerisinde biri tamamlanmamış üç kısa öykü, bir uzun öykü, on bir şiir, “Kağnı” isimli öykünün opera versiyonu, yazarın notları ve gazete ya da dergilerde yer almış yazılarından oluşuyor. Eserin içinde Sabahattin Ali’nin çizimleri de bulunuyor.
Muhammed Atakur
İncelemenin tamamı: kayiprihtim.com/inceleme/cakici...