İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar , Stefan Zweig tarafından kaleme alınmış ve tarihin akışını değiştiren kritik anları edebi bir dille anlatan etkileyici bir kitaptır. Zweig, yalnızca tarihi olayları aktarmakla kalmaz, insan psikolojisini derinlemesine hissettirme konusunda da ne kadar başarılı olduğunu bize gösterir. Okur kitabı okuduğunda kendini o anın içinde bulur. Çünkü yazar yalnızca olayları anlatmakla yetinmez; o olayları yaşayan insanların korkularını, umutlarını, heyecanlarını ve kararsızlıklarını da büyük bir ustalıkla aktarır.
Kitap, tarihte dönüm noktası sayılabilecek olayları kısa hikâyeler halinde ele alır. Yazarın Akıcı dili ve dramatik anlatımı okuyucuyu hikayenin içine çekiyor.
Ancak İstanbul'un fethi bölümüne geldiğimizde yazar hakkındaki fikirler değişiyor. Fatih Sultan Mehmet'ten bir barbar , kan emici olarak bahsetmiştir. Hikayenin sonunda Fatih'in tüm başarısını açık unutulan bir kapıya dayandırmıştır. Zweig'e göre fetih sonrasında şehre giren Osmanlı askerleri, kiliseleri, evleri yağmalamışlar, kadınlara tecavüz etmişler, erkekleri öldürmüşlerdir.
Okuyunca kriz geçirmemek elde değil. Bütün bunlar birer iftira. Ve hiçbir kaynakta böyle bir şey söz konusu değildir. Aksine Osmanlı fethettiği yerlerde istilamet politikası sergilemiştir. Bu sayede fetihlerin istikrarını sağlamışlardır.
Kitapta yoğun derecede Türk düşmanlığı var. Çok basit bir olayı bile mükemmel bir şekilde sanki çok büyük bir olaymış gibi anlatabilecek yeteneğe sahip bir yazar nasıl olur da büyük okyanusun keşfi bölümünde herkesi katleden bir İspanyol'u bir kahraman olarak gösterir de üstün askerlik başarısı ve zekasıyla İstanbul'u fetheden bir padişahtan barbar ve yamyam olarak bahseder? Bu da aslında yazarın kendisiyle çeliştiğini gösterir.
Ve tabii kitapta dikkatimi en çok