Züleyha

Züleyha
@Kayraz
İstanbul
145 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
Komik olduğu için bir şeye veya bir eyleme gülme elbette ki başka türleri de olsa, tepki verme ile ne kastettiğimi açıklayan güzel bir örnek olur. Bundan daha önemli şeyler de vardır. Espri anlayışının olması kişinin yaşamını tamamen etkiler; kişi her şeyi trajik veya komik olarak algılamaz, hafif tarafından ele alır, talihsizliği şakalarıyla susturur. Bir espri anlayışı olmak demek neredeyse bir felsefesi olmak gibidir. Bunun bir benzeri estetik duyu, hatta ahlak anlayışı için de geçerlidir. Diğerlerinden herhangi biri olduğunu varsaymak için gerekçe olarak oradadır.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Sanat dünyasına emanet edilen nesnenin özellikleri, endüstriyel porselen ile birçok öğeyi paylaşır ancak bir sanat yapıtı olarak Çeşme'nin özellikleri Michelangelo'nun Julian Tomb'uyla ve Cellini'nin Great Perseus'uyla ortaklık taşır. Çeşme'yi bir sanat yapıtı yapan pisuarlarla paylaştığı ortak özellikler olsaydı, ortaya çıkan soru onu diğerlerinden farklılaştırarak bir sanat yapıtı haline getirenin ne olduğu olurdu.
Ona göre "sanatla sanat olmayanın takdir edilmesi arasındaki tek fark takdir edişlerin farklı nesneleri olmasıdır."
Bir resim, resmi olduğu şeye ne kadar benzese de, benzediği şey bir resim dahi olsa, mantıksal olarak ayrı bir düzene ait bir varlık olmayı sürdürür.
Eğer bu doğruysa, Sokrates'in akıllı kırmızı ringa balığına karşın, bunu derhal bir ayna imgesinin bir taklit olmadığı izleyecektir; çünkü hiçbir şey (en azından bizim dünyamızda), x'in aynaya yansıyan bir imgesi olmadan, x'in bir ayna imgesi olamaz. Aslında, taklitlerin asılları andırması, ayna imgesinin aslı andırmasında da olduğu gibi, hiçbir şey tesis etmezler. Çünkü taklit, orijinaline mantıksal ya da kavramsal olarak ihtiyaç duymazken, ayna imgesi duyar. Elbette, doğa aynalar hususunda cimrice davranmıştır: Kristal toplar ya da televizyon tüpleri ya da birinin gözlerinin sihirli bir biçimde araçta maddeleştiği düş gözlüğü gibi olabilirlerdi (belki de olası dünyalar öylelerdir?). Her ne kadar Narcissus bunun suda gerçekleştiğine inanıyor da olsa. Aynaların imgelerinin olabilmesi için asıllarına ihtiyaç duyması bir hakikat de olsa ya da bu kavramsal olarak doğruysa da, üzerinde durulacak bir mevzu değil.