Herkes bir işi başkalarıyla dayanışma içerisinde yapmak, başkalarıyla bir dayanışma içerisinde yaşamak zorundadır. Bu da, insanın ruhunda yükümlülük olarak yer alan bir takım büyük ilişkilerden doğmasına neden olur.
Doğa açısından bakıldığında insan yetersiz bir yaratıktır. Ama yaradılışında var olup, bir kısıtlanmışlık ve güvensizlik duygusu şeklinde bilincine varılan söz konusu yetersizlik , insanının sürekli bir uyarı kaynağıdır, onu yaşama uyum sağlayabilmek, gerekli önlemleri almak, doğada insan olarak elinde bulundurduğu konumun dezavantajlarını gidermek için bir yol aramaya iter.
Hayvanlar dünyasında egemen bir yasa, temel bir kural vardır; buna göre; doğada güçlü sayılmayacak türler bir araya gelerek yeni güçler edinir ve kendilerine özgü yeni bir biçimde dışa karşı etkinliklerini sürdürmeye çalışır. İnsanların da bir araya gelmesi böyle bir amaca ulaşmak içindir. Dolayısıyla, insan ruhu da toplu yaşamın koşullarıyla düpedüz yoğrulmuştur.
çocuğun ruhsal durumu çeşitli doğrultulara yönelebilir. Bunlardan biri "iyimserlik"tir; karşısına çıkan ödevlerin pekâlâ üstesinden gelebileceğine güvenen çocuk, ödevlerine üstesinden gelinebilir gözüyle bakan bir kişinin karakter özelliklerini geliştirir. Örneğin cesaret, açık yüreklilik, güvenilirlik, çalışkanlık gibi özellikler oluşur çocukta. Bunun karşıtı, "kötümserlik" kapsamına giren karakter özellikleridir.