Züleyha

Züleyha
@Kayraz
Nasıl ki iyi bir ressam, portresini yapmak istediği kişinin yüz hatlarına ancak o kişinin kendisinde uyandırdığı duyguları yerleştirebilirse, ruhsal yaşamdaki her olayın da insanı tanıma sanatını öğrenecek kişi tarafından yaşanması ve kendi iç dünyasına aktarılması gerekir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ruhsal yaşam, erişkinlik döneminde de aynı temel çizgi üzerinde seyreder ve ister çocukluk, ister yaşlılıkta bireyin yaşam amacının aynı kaldığı görülür. Dikkatimizin ağırlık noktasını çocukluk yaşamı üzerine kaydırmamızın bir nedeni de işte budur;
Diyelim bir hastamız var, karakterinde bir korkaklık özelliği saklı yatıyor, güvensizlikle dolup taşıyor içi, başkalarından kendini soyutlamaya sürekli çaba harcıyor; bu durumda, hastanın, söz konusu karakter özelliklerini henüz üç, dört yaşındayken edindiğini, ne var ki bunların o yaşta bir sadelik ve yalınlık taşıyıp daha kolay saptanabildiğini kanıtlayabiliyoruz.
Kendimizi önyargılara kaptırmaksızın insanları böyle bir bilgiye sahip olup olmadıkları açısından yokladık mı, genellikle sınavı başaramadıklarını görürüz. Hiçbirimizin insanı tanıma konusunda fazla bilgisi yoktur. Bunun da nedenini, toplumdan soyutlanmış bir yaşam sürmemizde aramak gerekiyor. Hiçbir dönemde, insanların bugünkü kadar soyutlanmış bir yaşam sürdüğü görülmemiştir. Hepimiz daha çocukluktan başlayarak, yeterince ilişkiler örgüsü içermeyen bir yaşamı üstleniriz.
İnsanı tanıma sanatının temelleri, fazla böbürlenip gururlanmaya izin verecek gibi değildir. Tersine, insanı gerçekten tanıyış, belirli ölçüde bir alçakgönüllülüğün doğmasını sağlar, çünkü bunun ne çetin bir iş olduğunu öğretir bize; öyle bir iş ki, uygar yaşamlarının başından berj insanlar üstesinden gelebilmek için uğraşıp durmaktadır. Gelgelelim, şimdiye kadar bu işin planlı ve sistematik şekilde ele alındığı söylenemez; dolayısıyla, insanı tanıma bilgisiyle donatılmış büyük insanlara her zaman seyrek rastlamaktayız.