Züleyha

Züleyha
@Kayraz
Doğanın bir parçası olabilmek için her zaman sanat yapmak mı gerekir?
Reklam
Ey sevgili dostlarım! Dehanın akıntıları neden nadiren taşar da sellere dönüşüp şaşkın ruhunuzu alt üst eder? Çünkü bu akıntılar her iki yakasında da mesafeli ve saygıdeğer kimseler yaşar; eğer akıntı tasarsa yazlık evleri, lale bahçeleri ve lahana tarlaları harap olur. Bu yüzden bu tehditkâr ihtimallere karşı vakitlice hendekler kazıp kanallar açarlar.
Yalnızca doğanın zenginliği sonsuzdur ve en büyük sanatçı odur. İnsan, şehirli toplumlar adına söyleyebileceği şeylerle aynı oranda sanat kuralları lehine de pek çok şey söyleyebilir. Kendini bunlara uygun şekilde yetiştirmiş biri asla kötülüklere ve fenalıklara çanak tutmaz; tıpkı kendini yasalara ve refaha uygun bir biçimde eğitmiş birinin asla çekilmez bir komşu ya da tuhaf bir serseriye dönüşmeyeceği gibi... Ne var ki insan ne derse desin tüm kurallar doğanın hakiki hislerini ve anlamını öldürür.
Bütün o deneyimli öğretmenler ve eğitimciler, çocukların neyi neden istediklerini bilmediği kanısındalar ama şu yeryüzünde, çocuklar gibi yetişkinler de düşe kalka geziniyor, onlar da nereden gelip nereye gittiklerini bilmiyor; gerçek bir hedefleri olmadan, bisküvi, kurabiye ya da bir çöreğin peşine takılmış gibi ilerliyorlar. Bunu belki kimse kabul etmiyor ama benim için ayan beyan bir gerçek.
sırf saygınlığını kaybetmemek adına sıradan insanlardan uzak duran birinin, yenilgiden korktuğu için düşmanından saklanan korkaklar kadar suçlanması gerekir.
Reklam