Emre Avcı

Zavallı hafıza! Günden güne yok olduğunu duyumsadığımız, vücut denilen şu toprak yığınının üzerinde durmadan yaşamaya çalışır durur. Hüzün verici bir bakışı yıllarca hatırlar. Bir sözü, bir gülüşü yıllarca saklar. Çevresinden baş döndürücü bir hızla geçen bütün anı ve üzüntüleri hemen kaydetmeğe çalışır. Bu katlanılması güç çalışma ile bütün gücü ve dayanıklılığı kaybolunca, bize umut veren gelecek biter. Hayatımıza arkadaşlık eden geçmiş, unutmuşum denizi içinde yok olur. O zaman, ağır yaralı bir asker gibi, bizi mezarın kapısında bırakarak hizmetine son verir.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Yaşam
Reklam
İnsan hiçbir kimseye ve özellikle de Tanrıya ve annelere yalan söylememelidir.
Sayfa 49 - Celâl·Kitabı okudu
Anne
Asalet , saygınlık ve servete; servet, asalet gösterişine tapıyor. Biz ise masumiyet ve sevgiye...
Sayfa 48 - Celâl·Kitabı okudu
Yıldızlar karanlık içinde parladığı gibi, fakirlik ve sefalet içinde de saflık ve yücelikle parlayan ruhlar yok mudur? Bir kalp, sevmek için mutlaka servete, asalete mi muhtaçtır? Bence en gerçek zenginlik, ruhun aynası olan iki güzel göz, en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül renginde dudaklardan akseden tebessümdür. Güzellikten büyük asalet, temiz bir kalpten büyük servet mi olur?
Sayfa 48·Kitabı okudu
Gündem
Yüzü utangaçlıkla kızararak, namuslarına terbiyesizce saldırıldığı zaman kadınlara en çok güzellik veren görkemli bir nefretle.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Gündem