Orta Asya Türkleri tarihi süreç içerisinde Anayurttan Anadolu’ya birçok akınlarda bulunmuşlardır. Özellikle 1071 Malazgirt zaferinden sonra sistematik olarak Anadolu’ya akın eden Türkler Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yerleşmişlerdir. Konar-göçer olarak yaşayan bazı Türk boyları 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim’in Doğu Anadolu politikası neticesinde Şah İsmail ve Şialığa karşı bir öncü kuvvet teşkil etmek üzere Doğu Anadolu Bölgesine yerleştirilmiştir. Yavuz Sultan Selim Çaldıran Zaferinden sonra dağlık bölgelerde yaşayan Zaza Türklerinin ileri gelenleri vasıtasıyla onları kendine bağlamıştır.
Türk boyları tarihi süreç içerisinde Orta Asya’dan Anadolu’ya birçok akınlarda bulunmuş ve Doğu Anadolu bölgesini iskan etmişlerdir. Zazalar, milattan yarım asır önce Anadolu’ya akın eden, Part Türklerinin atalarıdır. İran hudutlarında iskan edilmişlerdir. Zamanla İran, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ve Babil bölgesini içinde bulunduran bir devlet kurmuşlardır. Ancak daha sonra Sasani hanedanı tarafından yıkılmıştır. Bu Zaza Türklerinin bir kısmı geldikleri eski yerlere gitmiş, bir kısmı da Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Irak’ın kuzeyi ve İran’da kalıp buralara yerleşmiş ve Fars hakimiyetine girerek onların etkisinde kalmışlardır. Bu çevresel etkileşimi göz ardı eden bazı kişiler Zaza tarihinden habersiz bir biçimde Zaza ve Sasani kelimeleri arasında benzerlik kurarak, Zazaları Sasani’lerin torunları olarak göstermektedirler. Oysa ki Sasan, Sasani devletini kuran kişinin adıdır. Bizdeki Osmanlı devletinde olduğu gibi. Sasani Devleti’nin yıkılmasından sonra bu adın da kullanılmadığını, yok olduğunu görmekteyiz. Zaza adı ise hala kullanılmaktadır.
Yerli ve yabancı birçok araştırmacı; Zazaların Orta Asya’dan gelmiş Türk kökenli bir topluluk olduğunu delilleriyle açıklamışlardır. Örf ve adet bakımından Türk kültürü ile bağlantıları görülen Zazaların inançlarında da eski Türk kavimlerinin ve Orta Asya Türkleri’nin adet ve inançlarına ait benzerlikler görülür. Eski Türk dini olan Gök Tanrı inancında, çocukların ilavesi olduğuna inanılan “Umay”ı, Zaza kadını bugün de imdadına çağırmakta ve yaramazlık eden çocuklarına; ‘Umay seni alsın’ veya seni veren Umay seni geri alsın; ‘seni istemiyorum’ anlamını ifade eden, ‘uma tu bigu’ sözünü sık sık tekrarlamaktadır. Orta Asya kökenli bir kavim olan Sümer’lerde de “umma” tanrı adı olarak kullanılmaktaydı.
Zaza kelimesinin anlam ve etimolojisini şöyle açıklayabiliriz: Za: ziyadeleşmek, doğmak anlamına gelmekte, Zaza: kelimesi ise doğanlar, ziyadeleşenler, çoğalanlar fazlalaşalar demektir.
Milattan önce bu bölgede, Subarlar’a ait birçok kabile ve küçük krallık bulunuyordu. Bunların çoğu Dicle ve Fırat nehirlerinin geçtiği bölgelerde meskundular. Günümüzde de bu havzalarda Zaza Türklerinin yaşamadı tesadüfi değildir. Bu bilgiler neticesinde diyebiliriz ki “Zaza” (Za-za) adı “Su” (Su-su) adının değişik bir söyleniş biçimidir.