ŞÜKÜR

İşin özü şudur: Amerikalılar gelmişler ve Türkiye'nin belediye yasalarını değiştirmek üzere yerli sivillerle 'workshop' kurmuşlar, yıllardır çalışıyorlar. Bu arada Türkler ne yapıyor? Onların büyük çoğunluğu Türklerin kaç yüzyıldır, bilmem kaç devlet kurup büyük anakaraları yönetmiş olmasıyla övünüyor, son imparatorluğun kuruluşunu olağandışı törenlerle kutluyor ve hatta Washington'da mehter eşliğinde yürüyorlar. Geri kalanı da, çağdaş bir devlet kurduk; yetmiş beşinci yılı aştık diye marşlar söylüyorlar. marşlar söylüyorlar. Öte yandan, Amerikalı atölye uzmanları gelmişler, bu öğünen Türklerin ülkesinde, raporlarında belirttikleri gibi; "Yönetim yetkesini merkezden uzaklaştırmak amacıyla belediyelere otonomi kazandırmak için, yasa tasarısı hazırlıyorlar. Bu işin içerdeki gerekçesine bakarsak, "Belediyelere yardım demek, demokrasiyi güçlendirmek demektir" diye bir yanıt hazırdır. Ne ki, "Belediyeleri güçlendirmek' ABD'nin Cumhuriyetçi Partisi'ni neden ilgilendirir ve ABD neden bu işler için para ve eleman verir? Amerika'da gettolar temizlendi, toplumsal uçurumlar kapatıldı mı?" diye soran yoktur.
Sayfa 46 - Sia Kitap·Kitabı okuyor
Siyaset
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yabancı ülkelerdeki 'sivil' örgüt ve 'demokrasiyi geliştirme' diye nitelenen işlerin, ABD Dışişleri'nin bilgisi dışında yürütülmesini beklemek, saflık olur. Daha sonra Uluslararası Din Hürriyeti bölümünde göreceğimiz gibi, ABD'nin dünya eylemleriyle ilgili tüm girişimlerinin, ilişkili yasalarının, ABD ulusal güvenliğine ve ABD ulusal çıkarlarına uygunluğu değişmez bir kuraldır. Bu öylesine bağlayıcı bir hükümdür ki, ABD onca serbest piyasacılığına karşın, gerek görürse ulusal güvenliğine aykırılık ilan ederek ticari kısıtlamalar koyabilir ve askeri müdahalelerde bulunabilir. Bu durumda, NED'in 'proje' denilen etkinliklerinin, Dışişleri Bakanlığı ve yabancı ülkelerdeki ABD misyonları ve istihbarat kurumuyla birlikte yürütülmesi kaçınılmazdır.
Sayfa 41 - Sia Kitap·Kitabı okuyor
Siyaset
Siyasal partilerin yabancı ülkelerin siyasal partileri ile görüş alışverişinde bulunmaları, konferanslar düzenlemeleri olağan karşılanabilir. Ne ki, yabancı bir siyasal partinin bir ülkeye gelip bir yerel partiyi desteklemesi, belediye seçimlerini yönlendirmek üzere etkinliklerde bulunması egemenlik alanına saldırı olarak değerlendirilebilir. İşin içine enstitü ve vakıf kılıklı örgütler girerse, yakınlaşmalar 'think tank' (güvenli oda) ile siyasal parti arasında kurulan bir tür derin düşünce ilişkisine dönüşecek; düşünce alışverişi ya da bilimsel yardım ya da teknik destek ve her ne olarak nitelenirse nitelensin, kitabına uygun olacaktır. Bu örgütlerin kendi anavatanlarında (ABD-Batı Avrupa) siyasal çalışma yapmaları yasaktır. Örneğin Türkiye'de demokrasiye büyük katkı(!) koymak üzere, dışardan parayla ya da eleman masrafları karşılanarak desteklenen bir sivil örgütün kalkıp Amerika'ya gitmesi ve orada Amerikan demokrasisine katkıda bulunması kesinlikle yasaktır. Örneğin, Türkiye'deki İnsan Hakları Derneği, Helsinki Yurttaşlar Derneği, 11 Eylül 2001'deki ikiz kule saldırısından sonra güvenlik gerekçesiyle uygulanan yasakların demokrasi ve insan haklarına aykırılığını anlatmak için ABD'de yayın yapamaz, az katılımlı bilimsel konferans da düzenleyemez. Bu yasak, yalnızca "think tank" denilenler için değil, tüm yabancı ülke yurttaşları için geçerlidir. tüm yabancı ülke yurttaşları için geçerlidir
Sayfa 40 - Sia Kitap·Kitabı okuyor
Siyaset
Yıllardır barış içinde yaşayan toplumlar, akıl almaz bir hızla önce ayrışır, sonra da çatışır. Sonuç, ekonomisi yabancıların eline geçmiş, zayıflamış merkezi egemenliğiyle dış politikada bağımsız karar verebilme yetkinliğini yitirmiş, yabancıların dayattığı kararlara mahküm olmuş bir devlet ve tarihsel-kültürel kimliğini yitirmiş Batı'nın alt dereceli bir hizmetkârına dönüşmüş bir halk topluluğu... Geçiş döneminde yükselen kanlı çatışmalarla, gelecekte barış ve dayanışma içinde yaşama istekleri köreltilmiş; yabancı devletin güdümündeki sözde "sivil" örgütlerin, seçkin derebeylerin yönetiminde bir devlet egemenliği altındaki bir ülkeyken bir coğrafya bölgesine dönüşüvermek! Geriye kalacak olan; Batı kartellerinin eline geçmiş enerji kaynakları, her türden iç korunması kaldırılarak açık pazara dönüşmüş ve güvenliği Batı'nın ordularına terk edilmiş yeni tür bir kolonidir.
Sayfa 38 - Sia Kitap·Kitabı okuyor
Siyaset
Toplumla devlet arasına giren yeni örgütlenmelerden beklenen, devlet egemenliğine paralel bir egemenlik kurulmasıdır. Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir devlet bunu kabul edemez. Çünkü paralel egemenlik demek. o ülkede yeni bir güç odağı oluşturarak, yeni ve etkili bir ortak yaratmak ve erki, anayasal sorumluluk taşımayanlara devretmek anlamına gelir. Yurttaşlar bu iki başlılık arasında sıkışıp kalır. Hukuksal eşitliğin yerini, paraleldeki örgütün sunacağı ayrıcalıklar alır. Yeni egemenlik merkezinin güdümüne girenler, devletin egemenlik alanından ayrılırlar. Bu ayrılış, ilk bakışta "özgürlük" olarak algılanırsa da, yurttaşlar arasındaki geleneksel ve yasal ilişkileri parçalar; giderek bir tür cemaat, dernek, vakıf derebeylikleri oluşur.
Sayfa 34 - Sia Kitap·Kitabı okuyor