Bireyselliğe alışmış Fransız bir kadının, uzun zamandır görüşmediği yakın! arkadaşının biricik ricası üzerine Nepal'e, mucizevi tedaviyi bulmak amacıyla gitmesi ve orada, düşünceleri değiştirmeyi öğrendiği harika! teknikler üzerine konulu kitap. Ancak ve ancak psikoterapi cahili diyebileceğim bir kadının, kısa süre içinde duygularını ve düşüncelerini kontrol edebileceğini anlatıyor yazar. Kişisel gelişim bazında, içine biraz kurgu eklenen, Türkiye'de de benzerleri bulunan, neden bu kadar okunmuş anlayamayacağım bir kitap.
Yazarın dilini çok beğendim. Akıcı bir üslubu var. Bu zamana kadar denk gelmediğim bir bakış açısıyla yazmış romanı. Zaman zaman ilahi bakış açısıyla-ki bununla dalga geçiyor-hikayeyi anlatırken, yeri geldiğinde de mikrofonu kendine tutuyor. Dönemin siyasi ve ekonomik değişimlerini onun ağzından okuyoruz. Mizahi bir anlatımla Viktoryen çağının katı kurallarını bize anlatırken kahkaha da atabiliyorsunuz, gerilim hikayesi okur gibi heyecanlanabiliyorsunuz da.
Bu kitabı okurken bir yazarın okuyucuları nasıl etkileyebileceğini çok iyi anladım. Baş karakterlerle daha yoğun empati yapan ben, yeri geldi Sarah'dan nefret ettim, yeri geldi korktum, yeri geldi hayranlık duydum. Yazar beni parmağında oynattı yani. Her karakter için duygularım, düşüncelerim sürekli değişti. Bayan Poulteney dışında. Ondan başından sonuna kadar nefret ettim. Bize alternatif üç son hazırlamış yazar. En keyifle kabul ettiğim ikinci alternatif finaldi. Okuyucunun dünyaya bakış açısına göre birini tercih edeceği muhakkak. Keyifli okumalar.
"Doktor gülümsedi: "Quisque suos patimur manes" Bu Vergilius'dan bir alıntıydı ve "Kaderimizi, seçtiğimiz tanrılar belirler" gibi bir anlama geliyordu.
"Ya akşamlar! Gaz lambası ışığında doldurulması gereken, sinemasız ve televizyonsuz saatler! Ekmeğini taştan çıkaranlar için bu hiç de sorun olmuyordu; günde on iki saat çalışırsanız akşam yemeğinden sonra ne yapacağınıza düşünmenize gerek kalmaz. Ama zavallı talihsiz zenginler; akşam saatlerinden önce kendi başlarına dilediklerini yapma hakkına sahip olmalarına rağmen, adetler sonraki saatlerini topluluk içinde sıkılarak geçirmelerini emreder."