Ay Işığı

Birçok şeyi zerre kadar umursamazken fark ettiğinde geçip gidemediği şeyler de vardı. İnsanların kendilerine yalan söylemesine tahammül edemez mesela. Gerçeğe sarsılmaz bir sadakatle bağlıydı. Etrafındaki herhangi biri, ne zaman kendine yalanlardan bir yol bulmaya, bir istikamet tutturmaya yeltense, hemen başında biter, yalanını yüzüne vurur, hayallerini başına yıkadı. Bunu ona kötülük olsun diye yapmazdı. Herhalde sizler de şahitlik edersiniz. Oğuz'un içinde kötülük yoktu. Bütün bu oyunbozanlıkları insanlarla yalanlar arasına girmek için yapardı. Çünkü insanları severdi. Bizim farkımızdaydı, evet. İyi de tanırdı insanları; ama birilerine kapılıp kendi dünyasının sınırlarından bir adım dışarı çıkmazdı. O sebeple ki herhangi birimizin cazibesi onu değiştirmeye hiçbir zaman yetmedi. Aksine kendi dünyasından çıkmayan o mahzun adam, nereden topladığını bilemediğimiz tuhaf cazibesi ile hepimizi kendi penceresinin altında topladı sürekli. Bırakamadık onu, etki alanından çıkamadık, çekim kuvvetine karşı koyamadık. Etrafındakileri kendine çeken bir manyetik alanı vardı sanki. Pek konuşmazdı demiştim en başta... ama konuşunca da sizi şöyle adam akıllı bir silkelerdi. Neden bahsettiğimi bildiğinize eminim. Hepinizin hafızasının bir duvarında Oğuz'dan yadigar bir söz vardır mutlaka. Bir gün "söylesem kimsenin bir yerine ilişmeyecek bunca söz neden içimde birikip duruyor?" diye sormuştu mesela. Bunu bana mı sormuştu, kendine mi, bilememiştim. Sonraları hiçbir şeyi, belli birini muhatap olarak söylemediğini farkettim,ortalığa bırakıyordu öylece. Bir gün birinin ayağına takılır, dikkatini çeker, alır o sözü yerden, bir sızı olarak hayatına katar diye düşünüyordu belki de. Oğuz kim bilir nerede? ~ Gökhan Özcan
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
O tirene almazlar çünkü sen Afrika'dan... Yine de ümitlisin anlarlar diye Hepimizi Allah aynı topraktan... Ağacın gölgesi her yerde ağaç İnsanın gölgesi her yerde insan Tirenden İndirilen Siyah Çocuklar İçin ~ Mehmet Aycı
geçti o zor günler dışarısı kar, içim çiçekli bahar yalnız ve yalın ayak yıllar bir sisin ardında kayboldular gümüş kelebekler, anne tebessümü Trabzon evlerinin o sıcacık kalbi aldansanda da aldatmamanın zaferi büyür göğsümde peygamber çiçekleri ana dilinde dua etmek Allah'a toplamak yaşamın kabaran güllerini iyilik senden güzeli var mı dünyada sonsuz kılarsın her ölümlü nefesi Anne Tebessümü~Aynur Dilber
Kan çeker şu dallarla Bir ağaç konuşur uzun Yeryüzüdür insan, hatırla. Dilenci~Emel Özkan
Göre baktım bir şeyleri yeniden Sabah tazeliğini, ekmek kokusunu Martıların Gülnûş tavafını hatırlamak için Hatırlamak için unuttuğum bütün sabahları Veremin incelikle bir ilgisi olduğunu Böyle zararsız vehimleri olan insanları Hatırlamak için sadece benim için yağan yağmuru Benimle konuşan kırlangıçları Onlar da bana baktılar bir bir Doya doya yaşamıştım oysa her birini Bir yerlerden tanır gibi yaptılar ama Beni bir türlü çıkaramadılar Kıyıya varamadığımız o sisli gün Fakat beni bir türlü çıkaramadılar O günlerin hatırası ile doyarken ben Onlar benim yoksul soframdan Hiç doymadan kalktılar Said Yavuz