Hkübra

Hkübra
İşte, mevcudatın en eşrefi olan zîhayat ve zîhayat içinde en eşref olan zîşuur ve zîşuur içinde en eşref olan hakikî insan ve hakikî insan içinde geçmiş vezâifi en âzamî bir derecede en ekmel bir surette îfa eden Zât; elbette bir mi'rac-ı âzam ile Kab-ı Kavseyn'e çıkacak, saâdet-i ebediye kapısını çalacak, hazine-i rahmeti açacak, îmanın hakaik-ı gaybiyesini görecek; yine O olacaktır. Mu'cizât-ı Ahmediye - 281
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ey musibetzede! Musibetin içinde bir nimet mündericdir. Dikkat et de onu gör. Nasıl her şeyde vardır Bir derece-i hararet, her musibette vardır bir derece-i nimet. Daha büyüğü düşün. Küçükteki nimetin Dereceyi görerek Allah'a çok şükür et. Yoksa isti'zamla ürkersen "of of"la üflersen, o da aksine şişer. Şişer de dehşetlenir. Eğer merak da etsen bir iken ikileşir. Kalpte olan misali, döner hakikat olur; Hakikatten ders alır. Sonra döner, başlıyor, kalbini tokatlıyor… Sözler - 795
Demek o nur olmasa; kâinat da, insan da, hatta herşey dahi hiçe iner. Evet, elbette böyle bedi' bir kâinatta, böyle bir Zât lâzımdır; yoksa, kâinat ve eflâk olmamalıdır!..
Hem meselâ, dağların içinde zîhayata lâzım olan her nevi menbalar, sular, madenler, maddeler, ilaçlar o kadar hakîmâne ve müdebbirâne ve kerîmâne ve ihtiyatkârâne iddihar ve ihzar ve istif edilmiş ki; bilbedahe kudreti nihayetsiz bir Kadîr'in ve hikmeti nihayetsiz bir Hakîm'in hazineleri ve anbarları ve hizmetkârları olduklarını isbat ederler, diye anlar.