Senin o çok övündüğün "efendiliğin," onun gözünde sadece "garanti cüzdan" demektir.
Kadınlar "huzur istiyorum" der ama yalan söyler. Onlar duygusal hız treni isterler. Sen her gün "nasılsın aşkım, günaydın prenses" diyen tahmin edilebilir bir robotsun. O ise ona "acaba beni seviyor mu?" korkusunu yaşatan o öngörülemez serserinin peşinde. Çünkü biyoloji, güvenli olanla değil, tehlikeli olanla heyecanlanır. Senin "iyi" olman, sadece sıkıcı olduğun anlamına gelir.
Sen gerçekten erdemli olduğun için mi "iyi adamsın"? Yoksa "hayır" dersen seni terk etmesinden korktuğun için mi? Seninki iyilik değil, omurgasızlık. Kadınlar bunu kokusundan anlar. Çatışmaya girmekten korkan, sınır çizemeyen, her şeye "tamam" diyen erkek; iyi bir eş değil, kullanışlı bir köledir. Ve kadınlar kölelere aşık olmaz, onlara sadece emir verir.
Kadın doğası bir paradokstur: Zararsız bir kaniş köpeği değil; vahşi bir kurdu alıp, onu "kendi kurdu" yapmayı arzular. Sen zaten evcil, dişleri sökülmüş, tasmalı bir köpeksin. O yüzden sana saygı duymuyor. Ona "sana zarar verebilirim ama vermemeyi seçiyorum" hissini veremiyorsan; o yatak odasında sana arzu duymaz.
Filmlerde kız kime aşık olur? Dünyayı yakabilecek güce sahip olan, kuralları takmayan, asi adama. Kızı kim kaybeder? Kızı kurtarmaya çalışan, kurallara uyan "iyi polis." Bencil ol. Umursamaz ol. Kendini merkeze koy. Sen "kötü" olduğunda göreceksin ki; o "iyi adam!" süründüren kadınlar, senin peşinde köle olacak.