Bu kâinatın bir sakini olarak hakikatın peşinde, doğruyu arayış halinde her gün değişen gelişen bir bilince sahip olmak için okuyorum. Okudukça merakım ve mücadelem artıyor.
Biz dünyada sevgi ve muhabbet ararız fakat orada nefret ve husumet buluruz. Özgür olmak isteriz ama esaretten kurtulamayız. Adalet isteriz ama haksızlığa uğrarız. Anlam ararız ama her şey bize anlamsız görünür. Bütünlük fikriyle hareket etmek isteriz ama parçalanmış zihinlerin ve bölünmüş vicdanların istilasına uğrarız.
Eğer birinci kademede bir insan, yalnız bireysel çıkarları için çırpınıyorsa, ikinci kademede kendisine bağlı küçük bir topluluğun, bir ailenin çıkarları için çalışmaya başlar. Ve bu bencillik nefsaniyeti; kademeler yükseldikçe bir cemiyeti, cemaati, ulusu, tüm insanları ve hattâ bütün varlıkları kapsayacak şekilde artar ve genişler ki, oralara doğruldukça artık ona bencillik değil, diğerkâmlık demek icap eder.
İnanç adına aklı köreltmek de, akıl adına inancı terk etmek de büyük bir sapmadır. Birini diğerine feda etmek yerine ikisini birden kanat yapıp gök kubbemizi seyr ü temaşa etmek daha anlamlı bir davranış olur.