Kısaca, bugünkü sistemden faydalananlar, aslında demokrasiyi istemeyenlerdir. Demokrasi işlemediği müddetçe, bu adamlar şekli bir demokrasiye taraftardır.
Her şeyden önce halk idaresi demek olan demokrasi, emekçi kütleye teşkilatlanma ve her türlü istismarla mücadele imkanını getirdiği takdirde, demokrasi olacaktır. O zaman da, bugünün sahte demokratlarını herhalde demokrasi safında göremeyeceğiz.
Bizde de parlamenter sistem, geniş ölçüde ağaların yararına işlemektedir. "Türk demokrasisi, ağalar saltanatının Avrupai adıdır." diyen Çetin Altan'ın fazla mübalağa ettiği söylenemez. Bu sebeple ağalar, büyük sermayeden daha da miyop görüşlü oldukları için, bizim demokrasiden şimdilik memnundur. Fakat bu durum uzun müddet devam edemez. Türkiye'de ağalar saltanatının sürüp gitmesi kolay değildir. Memleketimizde başlayan sosyal uyanış, ağalar saltanatına er geç son verecektir. Onları sosyal bir kuvvet olarak tasfiye eden ciddi bir Toprak Reformu, eninde sonunda gerçekleştirilecektir. O zaman, sahte demokrasiden çok memnun görünen ağaların, gerçek demokrasiye karşı olacakları kolayca tahmin edilebilir.
Parlamento'nun bugünkü sosyal yapısı, sayıca üstünlüklerine rağmen, emekçi kütlelerin sesinin gereken ölçüde işitilmesine elverişli değildir. Mahdut sayıdaki varlıklı sınıfların menfaatleri, Parlamento'da çok daha iyi şekilde korunmaktadır. Tek kelime ile,
Parlamento'da muhafazakar kuvvetler çoğunluktadır. Böyle bir çoğunluğa
dayanarak sosyal adalet içinde hızlı kalkınma nasıl gerçekleştirilebilecektir?
Güçlük buradadır. Bugünkü siyasi buhranın temel sebebi budur: Gittikçe ağırlaşan iktisadi ve sosyal şartlar, büyük halk kütlelerinin memnuniyetsizliğini artırmaktadır. Memnuniyetsizlik Parlamento'da çok az sayıda temsil
edilen toplumun ileri ve dinamik kuvvetlerine sirayet etmiştir. Bu şartlar,
sosyal adalet içinde hızlı kalkınmayı ve bunun gerektirdiği eğitim, vergi ve
toprak reformları gibi hamlelere girişmeyi zaruri kılmaktadır. Halbuki Parlamento'da kuvvetini bugünkü düzenin muhafazasından alan bir çoğunluk vardır. Bu çoğunluk, ileri hamlelere karşıdır.
Namık Kemal nesli, "Hürriyet"in vatanı kurtaracağına inanmıştır. Hürriyet'in somut biçimini de, Batı tipi demokratik bir Anayasada görmüşlerdir. "Anayasa gelsin, Türkiye kurtulacaktır." inancıyla, genç subaylar ve aydınlar harekete geçmişlerdir. Abdülaziz'i tahttan indirmişler, Abdülhamitli Anayasa düzenini kurmuşlardır.
Abdülhamit, Anayasayı rafa kaldırınca, devrimci genç subay ve aydınlar otuz yıl süreyle, bu Anayasayı raftan indirmek için mücadele vermişlerdir. O günlerin devrimci Yüzbaşısı İsmet İnönü, hatıratında bu inancını şöyle anlatıyor:
"Her derdin devasının Anayasa olduğu içimizde iman halinde yerleşmişti... İhtilal olduğu zaman, her şeyin o kadar kolay düzeleceğine inanıyorduk ki... "