Musab

Musab
Herkes oturabilir. İhtiyar bir kadın oturabilir. Bir korkak oturabi­lir... Ayağa kalkmak için erkek olmak gerekir.
Ana babalar, evlatlarına armağanlar vermekten haz du­yar. Ancak bilge bir ebeveyn, armağanlarının çocuklarına uygun olduğundan emin olmak ister. Ne istediğini bilmek için, gerçekte olduğumuz kişi ve gerçek niyetlerimizle te­masta bulunmalıyız. Gururumuzu besleyecek veya egomu­zu artıracak, bir şey istemekteysek, ebeveynimiz bunu bil­melidir; bize yararlı olacak şeyleri verme konusuna ilgi duymalıdır. Ancak verilecek şey bizim için iyi olacaksa, onun da ilgisi büyük olmalıdır.
Reklam
“Bir şey ister, elde edemezsin. Öldürür ve tamah eder, ancak istediğini elde edemezsin. Kavga eder, dövüşürsün. Yine elde edemezsin, zira her şeyin kay­nağı olan Evrensel Bilinçten istemezsin. Evrensel Bilinçten istediğinde, yine elde etmezsin, zira yanlış şekilde, elde edeceğini kendi zevklerin için sarfetmek üzere istersin".
Bilge bir kişi, katıksız eğilimler taşıyan gerçek arzula­ rımızı sahiplenmememiz ve onları aramamamız hakkında şunları yazmaktadır: “Bir şey ister, elde edemezsin. Öldürür ve tamah eder, ancak istediğini elde edemezsin. Kavga e- der, dövüşürsün. Yine elde edemezsin, zira her şeyin kay­ nağı olan Evrensel Bilinçten istemezsin. Evrensel Bilinçten istediğinde, yine elde etmezsin, zira yanlış şekilde, elde edeceğini kendi zevklerin için sarfetmek üzere istersin".
Düşüncede sınırlar belirlemenin üç yönü vardır. 1. Kendi düşüncelerimizin sahibi, biz olmalıyız. Pek çok kişi kendi düşünce işlevlerine sahip çıkmamıştır. Meka­nik olarak, diğerlerinin düşüncelerini, üzerinde kafa yorma­dan düşünmektedirler. Diğerlerinin fikirlerini ve kurdukları sebep-sonuç ilişkilerini yutmakta, bunları asla sorgulama­makta ve “onların düşüncelerine kafa yorma” girişiminde bulunmamaktadırlar. Diğerlerinin düşüncelerini tabii ki din­lemeli ve tartmalıyız; ancak asla hiç kimseye “kendi zihnimizi vermek” yanılgısına düşmemeliyiz. Nesneleri kendimiz için ilişki bağlamında tartmalı, birbirimizi demir gibi “parlatmak”, ancak ayrı düşünürler olarak kalmalıyız. 2. Bilgi yönünden büyümeli ve zihinlerimizi genişlet­meliyiz. Büyümemiz gereken bir alan, doğanın özünü öğrenmektir. Bilgeliğe giden yolda ruhumuz, aklımız daima doğanın kurallarına özlemle dolu olmalıdır. Doğanın yasaları bizim memnuniyetimiz, bizim danışmanımız olmalıdır, bilge kişiler olabilmek için doğayı öğrenmeliyiz. Beyin ameliyatı da yapıyor olsak, çek defterimizin hesaplarını da kontrol ediyor olsak, çocuklarımızı da yetiştiriyor olsak, da­ha iyi yaşamlara sahip olmak için aklımızı kullanmalıyız. 3- Çarpıtılmış düşünceleri aydınlatmalıyız. Hepimiz nesneleri berrak olarak görmeme, çarpıtılmış şekillerde düşünme ve algılama eğilimindeyiz. Belki de fark edilmesi en kolay çarpıklıklar, kişisel ilişkilerde yatmaktadır. İnsanları nadiren oldukları gibi görürüz; algılamalarımız, geçmiş iliş­kiler, önyargılarımızla - en yakın tanıdıklarımızın dahi kim oldukları hususundaki algılarımız kendi önyargılarımızla - çarpıtılır. Gözlerimizdeki mertekler yüzünden iyi göremeyiz. İlişkiler hakkındaki düşüncelerimizi sahiplenmek, ne­rede hata yaptığımızı denetlemede aktif olmayı gerektirir. Yeni bilgileri
Gerçek de­ğişikliği görmeden suiistimalci veya bağımlı bir kişiye ken­dinizi açmaya devam etmek, aptallıktır.
Reklam