Şiir dilini çok beğendiğim bir şair.
Biraz Didem Madak, biraz Nilgün Marmara tadında bulduğum, yer yer bunaltıcı derecede depresif ama asla sıkıcı olmayan bir şiir dili var.
Şiar Dergisi'ndeki "Olsaydın Olmadın" adlı şiirinde geçen: "ve içinde taşıdığın milyonlarca çocukta/ve gölgesine sığındığın her adamda/ biraz biraz devrilir de yok olmazdın /ne umutluydun yoksa dünyadan/atlas karıştırdığın yıllar/ kendini merhem bilen bir el olsaydın/ olmadın..." dizeleri çok hoşuma gitmişti.
Uzun zaman takip ettiğim bu dergide dikkatimi çeken birkaç isimden biri olmasından ötürü merak ederek kitabını satın aldım.
Yalnız dergideki şiirleri bu kitapta bulamamak beni ne yazık ki hayalkırıklığına uğrattı. Kitap kötü demiyorum. Duygular çok derin, yer yer hissettiği yalnızlığın içine inanılmaz çekiyor. Kendi adıma olumsuz bulduğum taraf şu ki tarzını çok fazla değiştirmiş olması.
Kitaptaki tarzı ile dergideki şiirleri sanki farklı kişiler yazmış. Ama bu kötü mü? Asla değil. Şair kalem değiştirmiş, belki bir kırılma yaşamış...
Kitabın içeriğine gelecek olursak 2014 basımı. Kötü bir baskı kalitesi- ciltleme ve editörlükten geçmiş. Bazı yerlerde yazım hataları söz konusu. İnsanı irite ediyor. Ancak kapak çok güzel ve içerikle uyumlu.
Şairin kitaba adını veren şiirde kurduğu semboller beni çok düşündürdü. Sıradan bir "yol" metaforunu nasıl oldu da bu kadar sert ve şiirsel bir dil potasında eritti , nasıl da bitince dimağımda garip bir his bıraktı... Hayran kaldım...
Sayfa 75'te "Naftaline bula beni anne..." diyerek annesine yakarışla başlayan şiiri Sunay Akın'ın "Naftalin" şiirindeki "naftalin/ ki güvelere karşı kullandığı/kimyasal silahıdır/anıların" dizeleri ile metinlerarasılığa güzel bir örnek.
Kitap aslında sayfalar arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Yer yer çocukluğuna