Kitabı okurken Troilus ve Cressida’nın aşkından çok, diğer karakterlerin 'Aklınızı mı kaçırdınız, Helen için bunca kayba değer mi?' minvalindeki isyanları zihnimde yer etti. Savaşı başlatan o olmasa da, yaşananlara rıza göstermesi Helen’in masumiyetini tartışmalı kılıyor. Yine de tüm faturayı ona kesmek ne kadar doğru, tartışılır.
Eserde geçen 'Saçları Helen'den azıcık koyu olmasa, Cressida ondan kat be kat güzel olurdu' ifadesi ise çok çarpıcı. Güzelliği ne olursa olsun Cressida, asla uğruna savaşlar göze alınan bir Helen olamıyor. Helen, Paris’in gözünde dünyalara bedelken; Cressida, Troilus'un tek bir itiraz dahi etmeden düşmana teslim ettiği bir 'takas nesnesi'ne dönüşüyor. Bu yüzden isimleri kitabın kapağında olsa da, benim için destansı bir savaşın gölgesinde kalmış yan bir aşk hikayesi olmaktan öteye gidemediler.