Basit bir fikir ama aynı zamanda aptalca bir fikir. Mesele şu ki aptalca fikirler, işe yaradıkları dahice fikirlere dönüşürler. Bakalım benimkisi hangi tarafa denk gelecek.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kurtuluş Projesi, bir bilim kurgu hikayesi olarak başarılı. Karakterleri aktarmakta gayet iyi ve dili oldukça akıcı. Ancak okurken bir roman değil de, sanki bir film senaryosu okuyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Edebi bir derinlikten ziyade, çok açıkça 'filmi çekilsin' diye yazılmış ticari bir havası var ki nitekim Ryan Gosling’li filmi de yolda.
Hikaye, klasik 'yine dünyayı Amerika kurtarıyor' temasından kaçamamış; büyük planlar, kahramanlıklar, uzay operasyonları yine bildiğimiz gibi. Bazı kısımları gereğinden uzun gelse de, özellikle finalde olayların kopuşu ve çözülmesi çok aceleye gelmiş gibiydi. Tüm bu eleştirilerime rağmen, okuması keyifli ve akıcı bir bilim kurguydu.
Kitabı okurken Troilus ve Cressida’nın aşkından çok, diğer karakterlerin 'Aklınızı mı kaçırdınız, Helen için bunca kayba değer mi?' minvalindeki isyanları zihnimde yer etti. Savaşı başlatan o olmasa da, yaşananlara rıza göstermesi Helen’in masumiyetini tartışmalı kılıyor. Yine de tüm faturayı ona kesmek ne kadar doğru, tartışılır.
Eserde geçen 'Saçları Helen'den azıcık koyu olmasa, Cressida ondan kat be kat güzel olurdu' ifadesi ise çok çarpıcı. Güzelliği ne olursa olsun Cressida, asla uğruna savaşlar göze alınan bir Helen olamıyor. Helen, Paris’in gözünde dünyalara bedelken; Cressida, Troilus'un tek bir itiraz dahi etmeden düşmana teslim ettiği bir 'takas nesnesi'ne dönüşüyor. Bu yüzden isimleri kitabın kapağında olsa da, benim için destansı bir savaşın gölgesinde kalmış yan bir aşk hikayesi olmaktan öteye gidemediler.
Troilus ve CressidaWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014722 okunma