Çalınır girdabına yüreğimin kuş sesleri
Nereye baksam isyan olur
Islak yollarda yürürüm kimsesiz
Aklım sele karışır ziyan olur
Geçici bir buhran sanma kalıcı bir devrim
Gözlerinden yüreğime çocuksu bir eğilim
Ne yerde ne gökte kendimde değilim
Gülüşün düşer fikrime bedenim talan olur
Bak bütün uçurumlar bizim
Korku beklerken pusuda
Fırtınaya kardeş bi yürek benimkisi
Seninse gözlerin var
Gözler in büyük girdabım benim
Ay yenik düşmüş son savaşta
Yine güneşe talim edeceğiz
Ve bu gizemli yolculukta
Daha neler öğreneceğiz
Çoktur adı yok bendeki bu mahmurluğun
Deniz çarpmış olabilir
Yada artan yokluğun
Yinede umutluyum
Çünkü
Bak bütün uçurumlar bizim
Korku beklerken masada
Yüzüne bakmaya yoktur yüzüm
Mahçup bi yürek benimkisi
Seninse gözlerin var
Gözlerin
Köyümün kara gecelerinden derin
Şimdi ilk günaydında
Gün gibi yanalım
Ve ne kadar becerebilirsek
O kadar bir şey olmamış gibi davranalım...
son yazdığım şiir
içinde seviler yıkanan koca bir nehir
kenarında aşıklar oturur
bazı hüzzam bazı hicaz getirir
altında kafaları çekeceğimiz
Tek top ağaçta yok artik
belki bundandır bunaltır şehir
ama yinede gel sen
ayak bastı benden
Aydinlat geceyi hüznümü gör
Çünkü tüm şahitlerim dilsiz
Tüm şahitlerim kör
Kirpiklerin kepengidir çocukluğumun
Açılır güneşten önce girer odama
ve susar zaman pas tutar demir
Belkide bundandır kimbilir
son yazdığım şiir
içinde gülüşün olan koca bir nehir...