İslam devletleri tarihinde ilmiyye sınıfını; kadılarını (kaza), müftülerini (ifta görevini) ve müderrislerini Osmanlı İmparatorluğu kadar kademeli imtihanlara ve tayin düzenine bağlayan yoktur.
Fatih Sultan Mehmed'in fetihlerinin yönü Avrupa idi ve hiç şüphesiz İtalya'daki ilk hedef Roma idi. Bu tartışılmayacak kadar açıktır. Türk tarihi ve siyasi polemiğinde Avrupa içlerine ilerlemenin zenith(zirve) noktası 1. ve 2. Viyana kuşatmalarıdır. Siyasi polemikte insanlar Basra'ya ve Mısır'a ilerleyen ecdattan veya Otranto'dan pek söz etmezler. Oysa Otranto'nun Avrupa'nın tarihi hafızasında önemli bir yer ettiği açıktır.
Fatih kadar İtalya'yı ve İtalyan kültürünü tanıyan ve bilen ikinci bir Osmanlı hükümdarı yoktur. Ne Doğu'da ne de Batı'da hiçbir hükümdar Fatih kadar bu kültürü ve dünyayı tanımıştır.
Malazgirt'ten dört asır sonra, 11 Ağustos 1473'te Erzincan civarında Otlukbeli mevkiinde Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ı yenen Fatih Sultan Mehmed, Doğu Anadolu bölgesinin bu güne kadar uzanan kaderini çizmiş oldu. (Uzun) Hasan Padişah'ın yenilgisi ve Tebriz'e doğru ricatı Doğu Anadolu'nun kaderini çizdi. Kendisine bağlı aşiretler de bölgeyi terk etti ve etnik coğrafya değişti. Bölgede hakim Türkmen aşiretlerin önemli kısmı Doğu'ya İran'a çekildiler ve Doğu Anadolu'nun yeni oluşan etnik yapısı 20. yüzyılın başına kadar devam etti. 1. Dünya Savaşı'nda Sarıkamış harekatı bu devamlılığı sürdürmek içindir.