Kerrar Demirci

Kerrar Demirci
@KerrarDemirci
Oldukça cahilimdir ama epey okurum.
Department of Western Languages and Literatures
60 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Savaşın Döngüsü, Gücün Sonsuzluğu
1984 romanında üç büyük kıta devletinin sürekli olarak birbirleriyle savaş halinde olduğunu görürüz: Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya. Bu devletler arasındaki ilişkiler son derece değişkendir. Çoğu zaman iki devlet geçici bir ittifak kurarak üçüncü devlete karşı savaşır. Ancak bu ittifaklar kalıcı değildir; kısa bir süre sonra müttefik olan taraflar arasında düşmanlık başlar ve eski müttefikler birbirlerine savaş ilan ederler. Daha da ilginç olanı, bir süre önce düşman olarak görülen devletin yeni bir müttefik haline gelmesidir. Böylece düşmanlıklar ve ittifaklar sürekli değişir, fakat savaş hiçbir zaman sona ermez. __Bu durum, savaşın yalnızca askeri bir zorunluluktan ibaret olmadığını; aynı zamanda siyasi ve toplumsal düzeni korumak için kullanılan bir araç olduğunu gösterir. __ George Orwell’in ortaya koyduğu bu düzen aslında döngüsel bir yapıdadır. Savaşın amacı zafer kazanmak ya da kalıcı bir barış sağlamak değildir. Aksine savaşın kendisi sistemin devamı için gereklidir. Bu yüzden romanda geçen “Savaş barıştır” sloganı ilk bakışta bir çelişki gibi görünse de totaliter düzenin mantığını açıklayan güçlü bir ifadedir. Sürekli savaş hali toplumun korku ve tehdit algısı içinde yaşamasını sağlar. Halkın dikkatini ekonomik sıkıntılardan, özgürlük eksikliğinden ve yönetimin hatalarından uzaklaştırır. Böylece dışarıdaki düşman tehdidi, içerideki otoritenin sorgulanmasını engeller. Sonuçta savaş, paradoksal bir biçimde rejimin kendi iç barışını ve düzenini koruyan bir araç haline gelir. Bu düşünceyi daha geniş bir açıdan ele aldığımızda, doğa ve toplum üzerine geliştirilen bazı teorilerle de benzerlikler kurmak mümkündür. Charles Darwin’in evrim kuramında ortaya koyduğu doğal seçilim fikri ve Herbert Spencer’ın bunu toplumsal alana uyarlayarak geliştirdiği “__güçlü
1000Kitap
Reklam
2025 yılında 19 kitap okudum!
Her şeye rağmen, başımdan geçen tüm engellere rağmen, kitap okumayı ihmal etmedim. Bu benim için büyük bir başarı. 2025 için 33 kitap okumayı hedeflemiştim ama 19 kitap okudum. Yeni yılda gelişmeye devam…
2025 Okuma Raporları
Constantine, Pagan ve Hıristiyanlık!
İkna
Nefsimiz bir karanlığın içinde kaybolmuş; hakikatı bulmaya çalışırken, etrafımızı göremez olduk. Hırsımız bizi yönettikçe, ait olduğumuz doğal davranışlarımızı kaybediyoruz. Kendi nefsini karanlıktan kurtaramayan insanoğlu, başkasını nasıl ikna edebilir? Tembelliğimiz ve tüketimci bir toplum durumuna düşmek, kendimize bakamayacak hale gelmek, gelecek nesillere rehber olabileceğimizi nasıl ikna edebiliriz? Çok acınacak bir durum, değil mi? İç dünyasında kaybolmuş bireyleri, kötü nefislerinden, alışmış olduğu depresyon salgınından kurtarmak başta biz farkında olan insanlar için bir görev değil mi? Ermişsiz bir toplumda yaşayabiliriz ama ermişlerden öğrendiğimiz nasihatlar, güzel ahlak, aile değerini, kimseye kötülük etmeyen, herkes için iyilik düşünen iyi ve temiz kalpli insanlar olabiliriz. Bunları kendi karakterimize kazandırmak, baktığınızdan çok zor bir şey değil, tam aksine insanın nefsini rahatlatan değerlerdir. Fakat ne yazık ki; adaletsiz bir dünyada, eşit olmayan yaşam şartlarında insanın nefsini kötü alışkanlıklardan uzak durması için ikna edemezsin. Nefsimizi düzeltmedikçe, üzerimize bir yorgunluk çöküyor, ruhumuzu yormaktan ziyade onu çürütüyoruz. Kötü bir nefisten, ruhun içinde daha fazla durması için ikna edemezsin. Nefsimizin kaybolduğu o kapkaranlık duygulardan, düşüncülerden kurtarabilmek için, sahip olduğumuz nimetlere, başkaların sahip olamadığı yaşam tarzlarına şükür edemez olduk. Elindekiyle yetinmeyip, başkasının malına çöken toplumlara dönüştük. Erdemini kaybeden bir topluma dönüştük.
Reklam