Kerrar Demirci

Kerrar Demirci
@KerrarDemirci
Oldukça cahilimdir ama epey okurum.
Department of Western Languages and Literatures
60 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Tess: Viktorya Döneminin Çifte Standartları
7/10
·528 syf.··
2025 1. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2025 22:53
Doğa, bir bireyin iç dünyasını yansıtıp kaderini şekillendirdiğinde, o birey toplumun acımasız yargıları karşısında dirençsiz kalır. Tess of the d'Urbervilles (Tess) romanı; ataerkil bir toplumu yansıtmak adına, dönemi doğadan modernleşmeye geçiş çağı olarak betimler. Bu bağlamda, kadınlar doğayı temsil ederken, makineler ve üst sınıf erkekler ise moderniteyi ve sanayileşmeyi simgeler. Viktorya döneminin en ünlü toplum eleştirmenlerinden biri olan Thomas Hardy, romanında doğayı, insan hayatında yaşanan olayların bir yansıması olarak kullanır ve mevsimlerin değişimiyle bu olayları ustalıkla okuyucuya aktarır. İnsanın kaderi, geçmişteki atalarının hatalarıyla cezalandırılmamalıdır. Belki de Hardy, Tess’i doğanın bir kurbanı olarak yansıtmış olabilir; çünkü hikâyesi mutlu bir başlangıç yaparken, yaşanan olaylar onu trajik bir sona sürükler. Bu eser, dönemin toplumundaki çifte standartları gözler önüne seren en etkileyici romanlardan biridir. Bu vurguyla, kitapta yer alan 'Angel' adlı karakter üzerinden, Viktorya dönemi insanlarının—diğer bir deyişle dönemin ahlak bekçilerinin—çifte standartlarını açıkça gözler önüne serebiliriz. Angel, Tess’i geçmişiyle yargılarken, kendi Londra’daki ilişkisinin hatasını göz ardı eder. Bu durum, ataerkil bir toplumun kendilerini günahsız gibi yansıtırken, kadınların başından geçmiş bir olayı suç olarak görüp ahlaki açıdan Tess’i yargılamasının ne kadar gülünç olduğunu ortaya koyar. Fikrimce, yazar Angel karakteri üzerinden toplumun ve kilise figürlerinin ikiyüzlülüğünü eleştirir; daha açık bir ifadeyle, kendi geçmişlerini gizleyenler, başkalarının hatalarını kınamaktan çekinmezler. Romanın ünlü olmasının sebeplerinden biri, yazarın paganizm ile Hristiyanlık arasında yaşadığı ikilemi yansıtmasıdır. Yazar, geçmişi pagan figürleriyle
TessThomas Hardy · Can Yayınları · 20212,160 okunma
Reklam
7/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2024 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2024 20:23
Sanayi Devrimi’nden sonra İngiltere’nin sosyal yapısı önemli ölçüde değişti. Buharlı makinelerin ortaya çıkışı, sosyal adaleti derinden sarstı ve fabrika sistemi, zenginler ile fakirler arasındaki uçurumu daha da büyüttü. Bu süreçte zenginler daha da zenginleşirken, fakirler giderek daha yoksul hale geldi. 18. yüzyılın ortaları ve 19. yüzyılın başları, İngiliz edebiyatında spesifik olarak “Viktorya dönemi” olarak adlandırılır. Bu dönemin önemli yazarlarından biri olan Charles Dickens, eserlerinde okuyucuya dönemin gerçek yaşamlarını yansıtır. Dickens'ın bu izlenimci yaklaşımı, İngiliz edebiyatında Realizm akımının ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır. Charles Dickens, romanın girişinde Thomas Gradgrind adlı karakter üzerinden eğitimin önemini vurgular. Bay Gradgrind’e göre eğitim, sadece somut gerçekler üzerine kurulmalıdır. Ona göre eğitim felsefesi, “Birey yalnızca gerçeklere odaklanmalıdır” anlayışına dayanır. Bu doğrultuda, çocuklarını da bu katı eğitim anlayışıyla yetiştirir. Dickens’ın yazım tarzına baktığımızda, zaman ve mekanı kurgusal bir biçimde yansıttığını görürüz. Örneğin, dumanlı Londra şehri, romanda "Coketown" adıyla tanıtılır. Zaten roman türü, gerçekte yaşanmamış olayları yaşanmış gibi yansıtma sanatıdır. Bir diğer önemli noktaya değinecek olursak, Dickens, dönemin toplumunun tüm sınıflarını ele alan ilk İngiliz yazarlardan biridir ve her bir karakteri ayrı ayrı detaylandırarak okuyucuya sunar. Bu yüzden karakterleri derinlemesine incelemek önemlidir. Thomas Gradgrind, İngiltere Parlamentosu’nda bir milletvekili olarak görev yapar ve işçi ile fakir sınıflarının koşullarıyla ilgilenmeyen bir karakterdir. Onun yaşam felsefesi şu şekildedir: “Her şeyin bir parasal değeri vardır. Şükran duygusu anlamsızdır. İnsan yaşamındaki her şey alınıp satılacak bir
Zor ZamanlarCharles Dickens · Oda Yayınları · 20091,354 okunma
“Robinson Crusoe” | Daniel Defoe
Puan vermedi·336 syf.··
2024 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2024 13:27
Kitabı ana hatlarıyla incelediğimizde Robinson Crusoe adlı bir adamın geçirdiği deniz kazası ile ıssız bir adaya düşerek hayatta kalma çabasına şahit olurken Daniel Defoe'ın macera, keşif ve insan psikolojisi gibi temaları ustalıkla işlediğini görüyoruz. Robinson Crusoe'un düştüğü adada hayatta kalmaya çalışırken geçmiş yaşamını sorgulayarak Tanrı-insan ilişkisini ele aldığını görmekteyiz. Romanda toplumun açgözlülük, kin, nefret, bencillik ve daha fazlasını kazanma hırsını nasıl ortaya çıkardığına yönelik bir eleştiri mevcut. Eser, esas olarak insan-doğa-tanrı ilişkisi üzerinde yoğunlaşsa da dönemin siyasi ve sosyalojik boyutunu yansıtan bir yanı da mevcut. Robinson romanın başında Türk korsanların saldırısına uğrayıp köle olarak satılması için esir alınır ve kaçarak kurtulur. Seyahati boyunca medeniyetten yoksun, ilkel bir hayat süren yerliler ile karşılaşan Rabinson, adaya düştüğünde binlerce yıldır aynı coğrafyada eşit şartlarda yaşayan yerlilerin yapamadığını yaparak adada kendine bir barınak yapar, tarımı ve hayvancılığı geliştirir. Kendine bir hayat kurduğu adada yerliler ile karşılaşan Rabinson, yamyamların elinden kurtardığı bir yerliye eğitim verir, ona beslenmeyi ve giyinmeyi öğretir. Yerlinin Robinson'a "efendim" diye hitap etmesi, Robinson'un ondan "vahşi" olarak bahsetmesi romanın siyasi boyutunu gözler önüne seren bir örnektir. Robinson'un yerliye Cuma adını vermesi de islam-haçlı çatışması acısından üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Robinson Crusoe, adadan kurtulduktan sonra birkaç tüccar Afrika'dan gemi ile köle getirmesi için teklifte bulunur ve Robinson Crusoe tekrardan gemi ile denize açılır. Yerlilerin eğitilmeye ihtiyaç duyduğu gibi unsurlara yer verilmesi gibi sebeplerle Daniel Defoe'ın sömürgeciliği ve emperyalizmi meşrulaştırmak
Roman
Robinson CrusoeDaniel Defoe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,7bin okunma