Dışarıdaki dünya ve insanlar bu kadar çok canını yakmışken neden ben değişmek ve sorumluluğu üstlenmek zorunda kalıyorum, diyebilirsin. Evet, keşke bu dünya, zalimin zalimliğini telafi etmek zorunda kalacağı çok adil bir yer olsaydı ama öyle değil. Şikayet etmek, geçmişin donmuş anılarının arasında tekrar tekrar dolaşmak bir işe yaramıyor. Yeni bir hayat inşa etmek istiyorsan bunu bir tek sen yapabilirsin ve sadece şimdi yapabilirsin.
Geçmiş yaşantılarımız günümüzdeki davranışlarımız üzerinde önemli derecede etkili... Ancak bugünün tüm yükünü sadece travmalara yüklemek bir çeşit kaçınma ve hatta kaçış hâline de dönüşebilir.
Saçını süpürge eden insanlar genelde kendilerine haksızlık yapıldığını iddia ederler. Ama ben karşılaştığım örneklerde, böyle fedakârlık yapanların kendilerini oldukları hâliyle sevilebilir hissetmediklerinden, karşı tarafın aslında hiç beklemediği şekilde fedakârlık yaptığını fark ettim. Bir nevi rüşvet veriyorlardı; ben bu hâlimle değersizim, beni ancak sana bunları yaparsam sevebilirsin. Karşımızdaki insanın kötü bir insan olmasına gerek yok, biz zorlukla yaptığımız şeyleri karşı tarafa kolayca sunuyorsak o da bunun kolay olduğunu ve sürekli devam edeceğini düşünecektir. Ve biyolojik olarak bile tüm insanlar için geçerli olan bir konu vardır, kolay ulaşılabilir ve sürekli olan şeylerin hepsi bir süre sonra değersiz olarak düşünülür. Bu durumun bir yan etkisi daha var; insan lükse ve rahatlığa kolay alışır, derler. Biz de hayatımızdaki insanlara bu lüksü ve rahatlığı fazlasıyla sunduğumuzda bu durumu onların standardı hâline getiririz.