Mevlânâ der ki,
"Kadere olan rızam,
Yazana olan sevdamdandır.
Ne yaşıyorsak, neye katlanıyorsak, hatta ne yaşamıyorsak vardır bir bildiği..."
İşte bu düsturu şiar edinenlerdir, geçmişe üzülmeyenler ve gelecekten tedirgin olmayanlar.
Kısacası huzur teslimiyettedir, sırtını Allah'a dayayan gereksiz yüklerinden azat edilir.
Sizin hamurunuzda ne eksik ise onunla imtihan edilirsiniz. Sabırsız mısınız örneğin, o sabır o hamura eksiksiz şekilde yedirilinceye dek dileklerinizin tehiri ile sınanırsınız. O hamur sizin hakkınızda en hayırlı olacak şekle gelinceye dek devam eder öğretiler. Yoğrulursunuz, yorulursunuz; en uygun kıvama gelsin gelmesin, bir an evvel bitsin istersiniz hatta. Ama siz bitsin istiyorsunuz diye bitmez, kapılar açılmaz siz zorlayıp itiyorsunuz diye.
Bir kalp genişliği lazım imtihan içinde olan kuluna. Sakince duymak gerekir Rabb'den geleni. Acele edersen ıskalarsın, koşturursan duyamazsın.
Alemde her şeyin bir sırası, bir düzeni var. Biz sabredemiyoruz diye Allah o zamanı öne almıyor. Hele de zaten gayesi bize sabretmeyi, hazzı ötelemeyi, teslim olmayı öğretmekse.