Dünyaya çıkmamış, ana karnındaki çocuk, oradaki kanı en nefis gıda zanneder. Fakat yeryüzüne ayak basınca görür ki burada ne nefis gıdalar, neler var neler.
Teşbihte hata olmaz derler, hani fıkır fıkır kaynayan bir çömleğin kapağını kaldırmakla, taşıp ateşi söndürmesine mani olunduğu gibi dünya işleriyle bunalıp işba haline gelen bir kimse için de namaz, keza aynı soluk alış, ferahlık ve sükun buluştur. Fakat namazın bitip tükenmez fazileti, böyle üç beş satırla izah olunamaz.
Eğer Allahu ekber deyip de iki elimizi kaldırmakla iki dünyayı unutacak bir huzur ve zevke kavuşursak, yeryüzünde insan oğlu için bundan karlı bir alış veriş olamaz. O birkaç dakikalık, insanın kendi kendisiyle kalışı, ne büyük saadettir.
Yavrum benim, hayat kaygısız ve dertsiz olamayacağına göre, senin de hissene bu meydandan bir şeyler düşse gerek. Ahlak bakımından zehirlenmiş çocukların tedavi yollarını soruyorsun: Zehirler cins cins olduğuna göre, tedavileri de tabii türlü türlüdür. Çocukları yüzlememiş olman, çirkin hareketlerinden dönebilmek için bir ricat kapısı bırakmak olmuş ki, bence de ilk tedbir budur.