…Zira tamamlanmış insan aynı zamanda hatları belirlenmiş insandır . Oysa Dostoyevski’de her şey sonsuzluğa doğru sürüklenir. Ona göre insanlar ancak çift kişilikliyseler ya da doğalarında bir sorun varsa bir kahraman olabilir ve sanatsal açıdan şekillendirilmeye değer görülebilirler . Tamamlanmış olanları, yani olgunlaşmış karakterleri olgunlaşmış meyvelerini dallarından silkeleyip atan bir ağaç misali köşeye fırlatıverir .
Duyguların yer altı dünyasıdır burası, tutkuların cehennemidir! Ah, bu öylesine trajik bir insanlık; bu suretler üzerine çökmüş öylesine Rus kılıklı, öylesine gri ve öylesine aydınlanmak bilmeyen boğucu bir gökyüzü İyüreklere ve toprakların üzerine çökmüş öylesine bir karanlık ki! Bahtsızlığın vatanı, çaresizliğin çölleri, merhametin ve adaletin olmadığı bir Araf gibi...