Yürekte Bukağı

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.459
Gösterim
Adı:
Yürekte Bukağı
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807561
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yürekte Bukağı
Yürekte Bukağı
Bukağı, bir ağır ceza yükümlüsünün kaçıp kurtulmasını engellemek için ayağına vurulmuş pranganın ucundaki demir halka da olabilir, yırtıcı bir kuşun evcilleştirilmesi için ayaklarına bağlanmış ipeksi bir mendil de... Ama bukağı yüreğe vurulursa ne olur? 

Tomris Uyar'ın 1979 yılında Sait Faik Öykü Armanağı kazanan kitabı Yürekte Bukağı, sıkıyönetim döneminde yaşamın her alanında yüreklerine bukağı vurulmuş kişileri ele alıyor. 

"Savaşlar, kırımlar, hep başka yerlerde, dışarda geçmiş. Gelip gidenlerden böyle birkaç iz kalmış. Bu toprak eski, yorgun cansızlıktan. Deniz, artık vereceği bir şey kalmamışçasına yorgun vuruyor kıyıya. 

Radyoda fasıl: Sensiz ey şuh... Saat beşbuçuk demek. Yorgunum. Verebileceklerimden, veremediklerimden yorgunum. Biriktirdiklerimden. Bir alsalardı, o yürekliliği gösterselerdi."
 
96 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Yazarımızın eserin ismi için seçtiği "bukağı" sözcüğünü öykülerde hem gerçek anlamıyla hem de bu sözcüğü "yürekte" sözcüğü ile birleştirerek ve öykülerin genelinde insanların yüreklerine "hapsettikleri" hisleri, hatıraları, hayal kırıklıklarını ve yaşanmışlıkların yürekte adeta kalıcı bir iz olarak terk ettiği "burukluğu" tema olarak seçmesi ile mecaz anlamıyla kullanmayı tercih ettiği görülüyor.Günlük, içsel sıkıntılar,kadın erkek arasındaki iletişim veya iletişimsizlik,sıkıyönetim döneminde yaşayan insanların yüreğindeki prangalar,kendine has dili, iç monologlar, değişen bakış açılarıyla yazılmış eserimiz.Nice imparatorluklar barındırmış, artık yorgun düşmüş bir toprak, usulca çürüyen gizemli bir kent, cansız bir deniz karşılıyor bizi 'yürekte bukağı'da.Bu ortamda, bu ortamla beslenen hastalıklı toplum düzeninin yüreklerine geçirdiği bukağıyı çeşitli yöntemlerle zorlayan, silkip atmaya uğraşan, yeni değerler yerleştirme amacını güden kişiler görüyoruz.Bu kişiler, savaşarak, direnerek, sevişerek, ölerek, hatta yalnızca dayanarak savunmaktadırlar insan olma özelliklerini.Şimdilik tek avuntu vardır görünürde: bukağı, bir kez kullanıldı mı, kullananı da hızla yıkımına götürmektedir...
Kitabı okurken o insanlarla birlikte yaşayacaksınız o anları.Farklı duyguları birarada hissedeceksiniz zaman zaman.Çevrenizi daha dikkatli inceleme fırsatı bulacaksınız belki de...Ve benim okumanızı tavsiye ettiğim nadir eserlerden biridir bu kitap
108 syf.
·Beğendi
Puslu, belirsiz bir ortam. Bireysel ve toplumsal değişimlerin etkisiyle baskı altında kalmış, ezilmiş insanlar. Gündelik hayatın gereksiz karışıklığı, insanları gerçeklerden, naiflikten uzaklaştıran olaylar/insanlar. Belirsizlik, arada kalmışlık, önünü görmemezlik. Renkler yok, duygular kaybolmuş.

Akıcı bir dil, şiirsel bir üslupla oluşturulmuş nefis Öyküler. Dümdüz yazılmayan, özenle seçilmiş cümleler. Dilimizin olabildiğince zor ama en güzel hali. Az olaylı, çok durumlu. Naif, kırılgan ama bir o kadar da güçlü.

Biraz sarhoşluk, biraz kısılmışlık hali bu öyküler. Belki biraz da arayış.

Okurken öykülerin içinde kayboldum. Bütün duyguları yaşadım, duygusuzlukları yaşadığım gibi. "Ayşe, Haklı" değil bence ama yine de "Güneşli Bir Gün" de Düş Satmak" var ya! Paha biçemedim.

Tarafımdan sık sık ziyaret edilecekler kitaplar içerisinde ikinci sırada Yürekte Bukağı... Keyifli okumalar :)
108 syf.
·8 günde·7/10 puan
Tomris Uyar'a karşı çok özel bir hayranlık besliyorum, sürekli hakkında bir şeyler okusam da kitap halinde okuduğum ilk eseri Yürekte Bukağı oldu.

Yürekte Bukağı, içinde 10 adet durum hikayesini barındıran bir eser. Kitabın kapak yazısında dediği gibi: Yaşamın her alanında yüreğine bukağı vurulmuş kişileri ele alıyor. Hep belli kesitler sunuluyor bize ve kitabın geneline hakim olan hüzün içerisinde kendimizi bir iki sayfalık öykülerde kaybediyoruz. Kitabı sevdim mi, emin değilim; belki de bazı öyküleri yeterince anlamadığımı düşündüğüm için olabilir bu emin olmama durumu fakat genel olarak Tomris Uyar'ın cümlelerine öylesine tutuldum ki, hayranlığım çok daha fazla arttı. Dilin, imgelerin, çağrışımların gücü beni çok etkiledi; aşka geldim -mazur görün- Ne güzel şeysin edebiyat ! :)
96 syf.
·3 günde·7/10 puan
Çoğu insan hikaye okumaya olay hikayeleri ile başlar, romanlarda da olduğu gibi sonuca ulaşmayı ister, hatta son sayfalardaki tatmin duygusunu yaşamak için yüzlerce sayfa okuruz ki bende olay ve modern hikayeleri daha çok severim, ama durum hikayelerinin doğallığı ve çarpıcılığı yadsınamaz. İşte bahsetmek istediğim şey tam olarak bu, bu kitapta son sayfa vuruculuğu yok, belli bir zaman dilimi yok, yerin neresinin olduğunun hiç önemi yok; burada içsel bir hesaplaşma var, herhangi bir anda yaşanılan bir umutsuzluk var, yaşarken düşünmediğimiz basit ama üzerine kitaplar yazılacak hüzünler var. Belirsizlik içinde okunacak bu hikayeler, üzerimizde bir yarım kalmışlık hissi uyandırsa da metnin bitiminde hikayelerin bitmediğini anlayacağız.
96 syf.
·9/10 puan
Yürekte Bukağı, acıtan hikâyelerle dolu. İnsanı düşündüren, kalbi yoran ve tek bir kelime ile günlerce esir alan hikâyeler var bu kitapta. Bu yüzden yavaş akıyor kitap. Bir kelime okuyup günlerce düşünüyorsunuz: Teneke kutular, kirli pamuklar, rüzgâr esintisi, mahallenin sütçüsü, sümüklü çocuklar... Böyle basit şeyler işte, böyle sıradan insanlar... Sanatsal bir kavrayış yaşatıyor insana. Kendi öz sesini duyamamanın en büyük ceza olduğunu öğretiyor kitap. Kendi öz sesimiz mi? Peşinde olmamız gereken işte. Yaşam nedir? Bukağı nedir? Öz sesimiz ne-re-de-dir?
96 syf.
·8 günde·10/10 puan
Her okuduğum Tomris Uyar öyküsü sonrası bundan daha iyisi olamaz diyorum ve sonra bir öyküsünü daha okuyup aynı şeyleri söylüyorum. Bu kitap da Tomris Uyar'ın her öyküsünün en iyi öyküsü olduğunu düşünebileceğiniz öykülerle dolu.
.
.
.

Sabahları yataklardan kolay kalkılamıyor, akşamları sofralarda uzun süre oturulamıyordu. Bir gazete haberi, bir fotoğraf yaşamayı haksız kılıyordu.
Sevişmenin sonunda, büyük can boşluğuna düşmeden kalakalıyordu sevgililer.
Anaların çocuklarını okşayan ellerinde korku okunuyordu.
Kimse, bir gün sonrayı kestiremiyordu.
Öldürülenler, pusuya düşürülenler, kaçırılanlar, kan davası güdenler, soyanlarla soyulanlar ve bekçilerle veznedarlar, basılı kâğıtlara geçtikten hemen sonra gerçekliklerini yitiriyorlardı. Yaşanılan acılar, büyük bir hızla simgesel acılara, okunulan, düşünülen, yazılan acılara dönüşüyordu. Toplu bir sanrı gibiydi, olamazdı, bir sürçmeydi sanki.
96 syf.
·Puan vermedi
Tomris Uyar’ı tıpkı Pınar Kür gibi, eserlerinden değil, çevirmen kimliğiyle tanıyorum, maalesef; o yüzden ‘Yürekte Bukağı’ Uyar’la tanışma kitabımız oldu. Mayıs ayı, çokça yerli kadın yazar okudum; çiçekli günler yaşattılar bana. Dipçe; 1979 yılında Sait Faik Öykü Armağanı kazanmış bu eser.

Kitap başlığındaki ‘Bukağı’ kelimesini hiç duymamıştım açıkçası, hemen Google amcaya sordum. “Bukağı: Kaçmasını önlemek için hayvanın ayağına geçirilen demir köstek” olduğunu öğrendim. Öykü okumaya bayıldığımı söylersem yalan olur, ama alışmaya başladım ve hoşuma gidiyor bile denilebilir; iyi bir öykü kitabına kimsenin hayır diyebileceğini sanmıyorum, yeni düşünceme göre. Tomris’in kalemi çok yumuşak, yormayan, fakat düşündüren yazım tarzına sahip. Öykülerdeki kişiler, bir hayvanın ayağına vurulmuş bukağılar, burada gönüllere isabet ediyor. Kitabın tamamına yayılmış olan hüzün, her öyküde sizi hedef alıp istediği noktan vuruyor. Sıkıyönetim döneminde yaşayan insanların her açıdan nasıl zincire vurulduklarını, verilen hayatın hakkıyla yaşamanın devlet tarafından elinden alınışını okuyorsunuz. Etrafı bukağılarla çevrilmiş bu insanların, yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgide yolunu bulmaya çalışmaları da gözden kaçacak gibi değil. Asıl insanı hayrete düşeren, toplumsal ve kişisel olaylar karşısında, ölümün kurtuluş olacağı bariz dönemlerde dahi, insanın denen varlığın yaşama güdüsü ve sımsıkı tutunuşu, okuyucuda farklı duygular uyandırabilir, en azından ben üzerine çokça düşündüm. Yaşamak, sahi neden önemliydi bu kadar?

J. J. Rousseau’nun “insan özgür doğar; oysa her yerde zincire vurulmuştur” sözünün doğruluğu, doğum-gelişim-ölüme dek süren bu ağır zincirlerle yaşamaya devam etme gayesi neden? Kim bilir, bu soruya çokça insan farklı bir neden sunacaktır ve kendisi için doğru olduğunu düşündüğü neden olacaktır; yani yaşama gerekçesi. Denildiği gibi: “Bukağı, bir ağız ceza yükümlüsünün kaçıp kurtulmasını engellemek için ayağına vurulmuş pranganın ucundaki demir halka da olabilir, yırtıcı bir kuşun evcilleştirilmesi için ayaklarına bağlanmış ipeksi bir mendil de... Ama bukağı yüreğe vurulsa ne olur?”
96 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Durum öykülerini seven bir okur olarak bu kitabı içtenlikle tavsiye ediyorum.

Okuduktan sonra aklınızdan aşağıda verilenlerden biri geçiyorsa durum öyküleri tarzınıza uygun değildir.

“Eee, ne oldu?”

“Anlamadım.”

“Yarım kalmış gibi. “

“ Ne anlattığı belli değil.”

“Sıkıcıydı.”
96 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Tomris Uyar bütün öykü kitaplarının arka planında bir toplumsal baskı döneminin yattığını söyler. Dördüncü öykü kitabı olan Yürekte Bukağı da 1979 yılında toplumsal gerilimin had safhada olduğu bir devirde ortaya çıkar. Tomris Uyar'ın baş yapıtlarından biridir bu eser. 1980 Sait Faik ödülünü gerçekten hak etmiş bir kitap olduğu kanaatindeyim.

Yazarın da dediği gibi Faşizm ve Aşk izdüşümlerini taşıyan bir kitaptır. Yazarın da biz okuyuculardan istediği şekilde: ''bukağıya vurulanla, vuranı tanımaya, seçmeye yönelerek'' okumalıyız. Bu şekilde okuduğumuzda yüreğine bukağı vurulmuş sıradan insanların öykülerini yüreğimizde hissediyoruz. Yazarı okudukça kalemine hayran kalmamak elde değil.

Ne tez bırakıp gidiverdin bizi sevgili Tomris Uyar? Bukağı yüreğimizi kavramış, sıkıştırıyor yokluğunda.
96 syf.
·10 günde·Beğendi·6/10 puan
Tomris Uyar, edebiyatımızın öykü türünde eserler veren özgün yazarlarından. Bu özgünlük kanımca, iç sesin daha çok konuşmasından, biçeminden ve klasik öykü kalıplarını aşmasından kaynaklanıyor. Satır aralarının çok iyi okunması ve üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Aksi hâlde hemen hemen hiçbir şey anlamamak ve sıkılarak kitabı bir kenara koymak da mümkün.

Ben durum öyküsünü daha çok sevdiğim hâlde Tomris Uyar'ın Yürekte Bukağı isimli Sait Faik hikâye armağanı kazanan bu kitabını beğendiğimi söylemem zor. Sadece ilk üç öyküyü beğendiğimi, Güneşli Bir Gün öyküsünün kitabın en güzel öyküsü olduğunu söyleyebilirim. Anlat Bana ve Süt Payı isimli öyküler de okunasıydı. Tabii benim bu yorumum bireyseldir genele hitap edemez. Tomris Uyar'ı iyi okumak, üzerinde çok düşünmek elzemdir. Kitabı sadece Tomris Uyar hayranlarına tavsiye edebilirim ki onlar da zaten bu kitabı çoktan okumuşlardır.
96 syf.
"Bukağı, bir ağır ceza yükümlüsünün kaçıp kurtulmasını engellemek için ayağına vurulmuş pranganın ucundaki demir halka da olabilir, yırtıcı bir kuşun evcilleştirilmesi için ayaklarına bağlanmış ipeksi bir mendil de... Ama bukağı yüreğe vurulursa ne olur?

Tomris Uyar'ın 1979 yılında Sait Faik Öykü Armanağı kazanan kitabı Yürekte Bukağı, sıkıyönetim döneminde yaşamın her alanında yüreklerine bukağı vurulmuş kişileri ele alıyor."

"İstemeye hakkım var mı bilmem, ama seni yürekten ilgilendiren şeyleri, başkalarına anlatmaktan kaçınacağın şeyleri duymak isterdim. Anlat bana..."

Hikayelerini bilmediğimizde insanların, insanlığımızın azaldığı gerçeğine inananlardanım...
" radyoda fasıl: sensiz ey şuh.. saat beşbuçuk demek. yorgunum. verebileceklerimden, veremediklerimden yorgunum. biriktirdiklerimden. bir alsalardi , o yürekliliği gösterselerdi.."
''...İstemeye hakkım var mı bilmem ama seni yürekten ilgilendiren şeyleri, başkalarına anlatmaktan kaçınacağın şeyleri duymak isterdim.
Anlat bana...''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yürekte Bukağı
Baskı tarihi:
Mart 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807561
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Yürekte Bukağı
Yürekte Bukağı
Bukağı, bir ağır ceza yükümlüsünün kaçıp kurtulmasını engellemek için ayağına vurulmuş pranganın ucundaki demir halka da olabilir, yırtıcı bir kuşun evcilleştirilmesi için ayaklarına bağlanmış ipeksi bir mendil de... Ama bukağı yüreğe vurulursa ne olur? 

Tomris Uyar'ın 1979 yılında Sait Faik Öykü Armanağı kazanan kitabı Yürekte Bukağı, sıkıyönetim döneminde yaşamın her alanında yüreklerine bukağı vurulmuş kişileri ele alıyor. 

"Savaşlar, kırımlar, hep başka yerlerde, dışarda geçmiş. Gelip gidenlerden böyle birkaç iz kalmış. Bu toprak eski, yorgun cansızlıktan. Deniz, artık vereceği bir şey kalmamışçasına yorgun vuruyor kıyıya. 

Radyoda fasıl: Sensiz ey şuh... Saat beşbuçuk demek. Yorgunum. Verebileceklerimden, veremediklerimden yorgunum. Biriktirdiklerimden. Bir alsalardı, o yürekliliği gösterselerdi."
 

Kitabı okuyanlar 421 okur

  • Yasemin❤
  • Serap Aykaç
  • Y. Serkan Tuncer
  • Esra Dönertaş
  • ezgi
  • Miraç Kahraman
  • Emel
  • Ece Eroğulları
  • Alelade
  • Kübra yar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%4.3
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%30.4
25-34 Yaş
%34.8
35-44 Yaş
%26.1
45-54 Yaş
%4.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.1
Erkek
%42.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (20)
9
%18.3 (22)
8
%13.3 (16)
7
%26.7 (32)
6
%10 (12)
5
%6.7 (8)
4
%1.7 (2)
3
%0.8 (1)
2
%0
1
%3.3 (4)