Yokluğun, zorlukların ve bireyin kendini gerçekleştirmesine izin vermeyen toplumların içinde insan, hayata tutunabilmek için aynı anda birden fazla işe sarılır. Ailesinin imkânı kısıtlıysa ve okumak zorundaysa, ailesine yük olmamak adına hem çalışır hem okur. Bir bölüm okurken geleceğini garantiye almak için başka bölüm daha okur. Atanamazsa yılmaz, yeniden başka bölüm daha okur. Atanır, fakat kendini tanımaya yeni yeni başladığı için seçtiği mesleğin ruhuna uygun olmadığını fark eder; bu defa yine başka bölüm daha okur.
Böylesi toplumlarda yaşam, okumak, iş sahibi olmak ve sevdiği mesleği icra etmek arasında dönüp duran bir kısır döngüye dönüşür. Bu döngü, gencin sevmeyi, gezmeyi ve ruhuna iyi gelecek şeyleri aksatmasına yol açar. Gün gelir, bu çabanın girdabında ömrünü tüketen genç ardına bakar ve dudaklarından şu söz dökülür: “Ben yaşayamadım...” O an anlar ki, yaşam dediği şey çoktan geride kalmıştır.