Yokluğun, zorlukların ve bireyin kendini gerçekleştirmesine izin vermeyen toplumların içinde insan, hayata tutunabilmek için aynı anda birden fazla işe sarılır. Ailesinin imkânı kısıtlıysa ve okumak zorundaysa, ailesine yük olmamak adına hem çalışır hem okur. Bir bölüm okurken geleceğini garantiye almak için başka bölüm daha okur. Atanamazsa yılmaz, yeniden başka bölüm daha okur. Atanır, fakat kendini tanımaya yeni yeni başladığı için seçtiği mesleğin ruhuna uygun olmadığını fark eder; bu defa yine başka bölüm daha okur.
Böylesi toplumlarda yaşam, okumak, iş sahibi olmak ve sevdiği mesleği icra etmek arasında dönüp duran bir kısır döngüye dönüşür. Bu döngü, gencin sevmeyi, gezmeyi ve ruhuna iyi gelecek şeyleri aksatmasına yol açar. Gün gelir, bu çabanın girdabında ömrünü tüketen genç ardına bakar ve dudaklarından şu söz dökülür: “Ben yaşayamadım...” O an anlar ki, yaşam dediği şey çoktan geride kalmıştır.
Empati hataya açıktır. Çoğu durumda başkalarına dair öngörüde bulunurken sadece kendimizi baz alırız. 1994'te, oğulları arabanın içindeyken arabasının bir adam tarafından kaçırıldığını polise bildiren Güney Carolina'lı bir anne olan Susan Smith örneğini ele alalım. Smith, çocuklarının kurtarılıp kendisine iade edilmesi için ulusal televizyonda dokuz gün boyunca yalvarıp yakarmış, ancak sonunda iki çocuğunun katili olduğunu itiraf etmişti. Gerçekte yapmış olduğu şey, normalde öngörülebilecek olanların öylesine dışındaydı ki, hikayesini herkes yutmuştu. Smith vakasının ayrıntıları, geriye dönülüp bakıldığında aslında yeterince açık olmakla birlikte, anın içindeyken bunları görmek zordu. Bunun nedeni, başkalarının durumunu yorumlarken, genellikle kendimizden ve o durumda kendi yapabileceklerimizden yola çıkmamızdır.
Tehlikeli durumlarda "amigdala" adı verilen beyin yapısı ön plana çıkarak, beynin geri kalanının kaynaklarını idare etmeye başlar ve bütün dikkatleri içinde bulunulan duruma yöneltir. Eğer devrede amigdala varsa, anılar, normal koşullarda olduğundan çok daha zengin ve ayrıntılı biçimde saklanır; artık ikincil bir bellek sistemi etkinleşmiştir. Bellek, zaten bunun için vardır: Önemli olayların kaydını tutarak, benzeri bir duruma düştüğünüzde hayatta kalınanız için beyne fazladan bilgi sağlar. Başka bir ifadeyle, işler yaşamı tehlikeye atacak kadar korkutucu hale geldiğinde, not tutmakta fayda vardır.