Bir çok popülist lider gibi Trump da demokrasinin sınırlarını zorlarken halk adına hareket ettiğini yineleyip durdu. Her ne kadar kendisini "kanun ve nizam"ın adayı olarak sunmuşsa da, hukukun üstünlüğüne ve kuvvetler ayrılığına duyulan saygıyı sorguladı. Trump'ın adalet sisteminin özerkliğini önemsiz göstermeye yönelik tutumları özellikle anti-demokratikti.
Amerikan popülistlerine göre, "popülizmin özü özeti şudur: Esasında bizim iyiliğimizi istemediği açık olan iktidar elitlerine karşı halkın yanında olmak."
Popülizm demokraside ortaya çıkan bir maraz değildir, fakat bilhassa eşitsiz demokrasilerde, yani gelir uçurumunun büyüdüğü ve demokratif temsiliyetin meşruiyet kaybettiği yerlerde gelişip büyüyen bir siyasi formdur. Bir tepki formu olarak popülizm, demokrasiyi yıkmaksızın onun altını oyarak ona karşı çıktığı eşitsiz demokrasilerden daha da büyük zarar verebilme kapasitesine sahiptir; olur da demokrasiyi yıkarsa, artık popülizm olmaktan çıkar ve başka bir şeye dönüşür: diktatörlük.