Kadriye Gencer Keyfiyet Hanım

Kadriye Gencer Keyfiyet Hanım
@KeyfiyetHanim
kitapyurdu.com/kitap/keyfiyet-... Keyfiyet Hanım’ın yazarı. Seyhan Livaneli, Orhan Kemal, Yaz Dostum, Tanpınar yarışmalarında ödüller aldı. Halen hikâye yazmayı sürdürmektedir.
7/10
·160 syf.··
2026 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 11:05
Hayatını güzel anlatmış. Kronoloji ve fotoğraflarla da taçlandırmış. Kardeşler birbirini onaylarken çok tekrar cümlesi okumak dışında bir problemi yok . Hayatı kısaca şöyle: Annesi at biniyormuş. Babası doktorasını yaptıktan sonra Çanakkale Savaşı’nda ağır topçu olarak görevlendirilmiş. Millî eğitim Bakanlığında maarif müdürlüğü yapmış. Savaştan yara almadan dönmüş. Bener‘in babası öğretmen. Farklı işlerde de çalışmış. 10 Mayıs 1922’de Baner doğuyor. Tekirdağ Kıbrıs, Amasya, Erzincan, Bursa, Sivas, Bolu, Bergama, Edremit, Burhaniye, Ankara, üç ay askeri cezaevi derken bir çok yerde bulunur. Atatürk’le karşılaşır iki kez. İlk eşim enerjiden ölür. Bebekleri de eşin karnındadır. O da sekiz aylıkken ölür. Kıdemli yüzbaşı iken kendi isteğiyle askerlikten ayrılır, ancak Siirt’te üç ay süreyle doğu hizmeti yapmak zorunda kalır. Ankara’ya döner, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ne kaydolur. Bir çok işte çalışır . Bunlardan biri de öğretmenliktir. 1965’te babası kollarında can verir. Vus’at O. Bener KOAH olur. Ölür.
Kurmacasız Bir YaşamVüs'at O. Bener · Yapı Kredi Yayınları · 201442 okunma
Reklam
Yazmak Halleri
Puan vermedi·63 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 17:53
Kitabı genel hatlarıyla beğendiğimi söyleyebilirim. Bazı çelişkili fikirler var içinde. Bu da çok insani. Bir taraftan okuyor bir taraftan okumayı sevmiyor bir taraftan elli sayfa okuyup kalanı yok etmek istiyor falan ama bunların tamamı çok normal. İnsan çelişkilerini ne kadar iyi yansıtabilirse o kadar iyi yazar bence. Tüm yazar adaylarının okuması gereken güzel bir kitap. “Yazan el her zaman okuyan gözü bilmezden gelse keşke. “ “ Yazının bir spor olduğunu kendime yenileliyim, ondaki her şey yöntemi, bugün söyledikleri gibi alıştırmaya bağlı. Sınırları aşmakta herhangi bir tehlike yok. “ “Dışarı yeterince çıkmıyorum: insanları hak ettikleri yerlere yere koymak için onları görmek gerek. Gazeteciliği, küçük sıkıntıları, yazının fiskelerini fazla küçümsüyorum. Yunan yazınını, Latinleri yeterince okumadım. Yeterince Eskirim ya da bisiklet alıştırması yapmadım: Bıkana kadar yapmalı. İşte o zaman beynin çalışması insanın içinde ölebileceği bir manastırdaki bir tür kurtuluş gibi görünür.” “Yaşamdan onun verebileceği her şeyi almazsam salaklık etmiş olurum! Evet ya, caddede biriyle karşılaşırsam halini hatırını sormam, umurumda değil ki, onu okuduğum ya da duyduğum bir dizeyi, bir düşüncemi ya da bir başkasınınkini söylerim; öyle olunca, yalnızca havadan sudan konuşacağımız o karşılaşma değerli, nadir bulunan bir şeye, fazladan bir şeye, sonuçta bir hiç olabilecekken yaşamıma eklenen bir şeye dönüşür. Bir pencere açıp soluk aldım.” “ Jules Ceasar’ı tanımış olsaydım, kendi yaşamımı değilde onunkini mi anlatırdım acaba? Hayır, sanmam… “ “ Kitapların tadı yok. Bana artık bir şey öğretmez oldular. Bir ressamın kopyasını yapsın diye bir resim verilmesi gibi. Âh doğa! Bana tek sen kaldın.” ”Kitaplar. İlk 50 sayfayı okuyup gerisini koparmak yeter.” “Yaşlanan şey beyin.
Yazmak Üzerine NotlarJules Renard · Sel Yayıncılık · 2014241 okunma
MÜTHİŞ KİTAP
Puan vermedi·520 syf.··
2025 26. kitabı
Kitap kalın cüssesine rağmen çok rahat okunan çok keyifli bir kitap. Yaşanan dönemle birlikte yazılan bir biyografi olduğu için dönemi de çok iyi tanıtıyor. Köy enstitüleri‘ni, Hasan Ali Yücel’i, Orhan Veli‘yi, Melih Cevdet Anday’ı, Oktay Rifat’ı ve bir çok kişiyi özellikleri ile birlikte anlatıyor. Herkese öneriyorum. Aşağıya önemli bir kısmına özetledim. Keyifli okumalar…“Anlaşmanın ihtimali yoksa konuşmanın lüzumu yoktur.” Halk Mektepleri:“Nahit’in de benim de dikkatimi çeken, gelenlerin büyük bir çoğunluğunun hiç okuma yazma bilmemesiydi. Bir başka deyişle, eski harflerle de okuyup yazamıyorlardı. Onlar için her şeye sıfırdan başlıyorduk.” İsmet Paşa Kız Enstitüsü, bir Cumhuriyet eseri olan çiçeği burnunda binanın giriş katında, beş öğrenci ile öğretime başlamıştı. Şimdi 28 öğrencisi vardı. Cim karnında bir nokta kadar bile olmayan, henüz yirmisine bile basmamış iki kız çocuğu olarak koca bir ülkeye örnek örnek teşkil edecektik. Serbest Cumhuriyet Fırkası 12 Ağustos 1930 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle kuruldu. CHF’den 14 kadar tanınmış milletvekili ve Gazi’nin kız kardeşi Makbule Hanım bu partiye katıldı SCF siyasette ve ekonomide liberalizmi savunuyordu… Gazi Paşa belki de ülkenin durumunu anlamak için SCF kartını masaya sürmüştür. 1930’da okullardaki öğretmen sayısı mesela, on bazen yirmi erkeğe karşılık bir kadından ibaretti. Türkiye, yaptığı çok büyük atılıma rağmen henüz kadını evinde, erkeği işinde bir toplumdu. İlk medeni nikah 18 Şubat 1926’da İzmir Öğretmen okulu mezunu Fatma Hanım ile matematik öğretmeni Fuat Bey arasında kıyıldı. Çift sonradan sayı soyadını aldı. Vatandaş için medeni bilgiler kitabı Afet İnan imzasını taşıyordu. 1929’da broşür ve elkitabı şeklinde Türk Çocuklarına Yurt Bilgisi Notları adıyla basıldı. Kitabın
Cumhuriyet Gibi Bir Kadın Nahit HanımOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 2025827 okunma
Zarif cümlelerle Bekiroğlu
Puan vermedi·536 syf.··
Beğendi
·
2020 49. kitabı
NAR AĞACI İran’dan (Taht-ı Süleyman) Trabzon’a gelen bir halı tacirinin hikayesi anlatılıyor. 1. Trabzon 1916’da Rus işgaline uğruyor. 2. Ateşgah zerdüştilerin ibadet yerleri. Taht-ı Süleyman’da ateşgah var. 3. Eyvan: 1. Teras, sundurma, ayvan. 2. Bir tarafı dışarıya açık olan oda, ayvan, Balkon, Evin oda kapılarının açıldığı salon, hayat 4. Cepken: Kolları yırtmaçlı ve uzun, yakasız üst giysisi 5. Trabzon’da müslüman, Ermeni, Rum hep beraber yaşıyorlar. 1 Ekim 1912’de Balkan seferberliği ilan ediliyor. Sultan Mehmet Reşat zamanında oluyor. 1912’de Mustafa Kemal Trablusgarp savaşında parlayan bir isimdi sadece. 6. Kagir: Taş veya tuğladan yapılan (yapı) 7. Peyke: Genellikle eski iş yerlerinde bulunan, duvara bitişik, alçak, tahta sedir 8. Müştemilat: eklenti 9. Eski zamanlarda Trabzon’un Rum ve Ermeni mahalleleri Müslüman mahalleleriyle bu kadar içiçe değildi ama zamanla şehir içinde sınırlar atlanmış, diğer mahallelere dal budak sarılmış. Müslüman mahallelerinde de evler açılmıştır. 10. Gençlik bilse, ihtiyarlık yapabilse. 11. Sultan Hamid döneminde kimin kimi jurnalleyeceği belli değildi. Baba evladından, komşu komşusundan korkar olmuştu. Sansür ileri boyutlardaydı. 12. Osmanlı 72 milletiyle asırlarca gül gibi yaşadı. 13. Erleri ve erbaşları İranlı olsa da Rus subayları tarafından yönetilen varlığını 1. Cihan Harbi yıllarında hissettirmişti. 14. Atlar rüzgardan yaratılmıştır. 15. Gelen canından aziz bildiği oğlu da olsa o karşılamaya çıkmaz, kendisine gelinmesini beklerdi. 16. Zerdüştilere göre ruh bedenden ayrılınca geri kalan ceset artık kirli bir şeydi ve bir an evvel götürülmesi gerekti. Ölülerini açık havada kuşlara bıraktıklarına dair bir tevatür vardı. Bir kule (Sessizlik Kulesi) var. Oraya tırmanıyorlar. Orada akbabalar, leş kargalar var. Oraya tırmanırken
1000Kitap
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534bin okunma
"Aşkın tek lisanı yaşanmak"
Puan vermedi·248 syf.··
2020 133. kitabı
1. Gitmeye değil, kalmaya yazgılıydı. 2. Aşkın tek lisanı yaşanmak. 3. Demek ki söylemek için kırmaktan başka bir yol, yontmak vardı. 4. Hüner iltifata tabi. 5. Camın özü kumdu,kumun da özü taştı, üzerinden, zaman, rüzgar ve su geçmişti sadece. O halde cam taştı 6. Cam hamuru sadece yanarken biçimleniyor. Cam sert ve kırılgan olmalıydı. Biri olmazsa camın camlığı eksik kalırdı. Kırılıyordu. Demek kalbi vardı. Ama bir kez kırılınca bir daha toplanmıyordu. Kalp bu yüzden en fazla da cama benziyordu.
1000Kitap
Cam Irmağı Taş GemiNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 20211,746 okunma
Reklam