Marx, yabancılaşan emek kavramından, insanın kendisinden, hemcinslerinden ve Doğa’dan yabancılaşması konusuna geçer. Marx emeği, ilk ve henüz yabancılaşmamış anlamında, “bir yaşam eylemi ve üretici yaşam” (Leberıstae-
tigkeit, das productiv Leben) olarak tanımlar. Ve buradan giderek, insanın özgür karakterinin, “özgür ve bilinçli bir faaliyet” (Freie Bevousste Taetigkeit) olduğunu ileri sürer. Yabancılaşmış emek yoluyla insanın özgür ve bilinçli eylemi, çarpık ve yabancılaşmış bir faaliyete dönüşür ve böylece “yaşamın, kendisi bir araç olmaya başlar.” Yukardaki gözlemde açıkça görüldüğü gibi, Marx sadece insanın kendi üretim eyleminde!! yabancılaşması sorunuyla ilgilenmiş değildir. O, aynı zamanda, insanın hayattan, kendisinden ve öteki insanlardan yabancılaşması sorunu üzerinde de durmaktadır. Bu fikrini şöyle anlatır:
“Böylece, yabancılaşan emek, bir tür olarak insan hayatını ve onun düşünme yeteneğini yabancı bir varlığa, kendi varlığının bir aracına dönüştürür. Bu dönüşüm, insanı, kendi bedeninden, dış doğasından, düşünce hayatından ve însanoğlu’ndan yabancılaştırır.”
"Daha ne çok şey mümkün! Kendinizi aşarak gülmesini öğrenin en azından! Kaldırın yüreklerinizi, ey dansçılar, yükseğe, daha yükseğe! Ve güzel gülmeyi de unutmayın! Bu gülenlerin tacını, bu gül çelengi tacı: size atıyorum, kardeşlerim bu tacı! Gülmeyi kutsadım ben; siz daha yüce insanlar, öğrenin - gülmeyi!"