Firuze Olkay ️

Eee bu şey iştihare yatmak ? ;)
Aksinya içti, içerken de bluzunun kollarını ıslattı. Kocakarı simsiyah bir örümcek gibi bacaklarını açıp çömeldi ve mırıldanmaya başladı. “Derinlerin buzlu akıntıları... Üzülen et... Yüreği kemiren hayvan... Hummalı bir özlem... Kutsal haçın yanında, kutsal ve bakire Meryem... Tanrının kulu, Gregor...” gibi birtakım sözler çalındı Aksinya’nın kulağına. Drojdika ayaklarının dibine, nemli kumların üzerine biraz tuz serpti, azıcık da suya attı, geri kalanını da Aksinya’nın göğsüne koydu. “Çabuk omuzlarının üzerinden biraz su serp!” Aksinya onun dediğini yaptı. Küskün ve öfkeli, Drojdika’nın kuru yanaklarına bakıyordu. “Hepsi bu kadarcık mı?” “Evet, bu kadar. Hadi git, uyu şimdi.”
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Yarın sabah çok erken gel bana; tanyeri ağarır ağarmaz Don’a, suyun başına ineriz. Çektiğin hasreti yıkarız, gider. Yanında bir tutam da tuz getir.”
Alıntı
Işıl ışıl yanan gözlerini önündeki kat kat dantel işlemeye çevirmiş dinleyen kocakarı Drojdika, acıklı hikâyeye başını sallayıp Aksinya’ya çevirdi gözlerini. “Hangi delikanlı bu?” “Panteley Melehov’unki.” “Yani şu Türk, değil mi?” “Evet.”
Alıntı
“Bana göre beş kapik etmez onun sevimliliği.
Seninle evlenmek istiyorum ben.” “Natalya... sevimli bir kızdır o. Çok sevimli... İyi ya, evlen işte onunla. Geçen gün onu kilisede gördüm. Süslenmiş püslenmiş...” Aksinya hızlı hızlı konuşuyordu, ama sesi o kadar kısık, o kadar cansızdı ki, Gregor onun ne dediğini duyamıyordu.
Alıntı
“Kocam gelince beni bırakacaksın değil mi? Korkacaksın, ha?” “Ben ne diye korkacakmışım? Karısı sensin, senin korkman gerek.” “Sen yanımdayken korkmuyorum, ama gündüzün aklıma gelince içimi korku sarıyor.”
Alıntı