Sonuç olarak denilebilir ki, sosyoloji kentle yakından ilgilidir. Klasik sosyologlardan Marx'ın kapitalist üretim tarzı, Durkheim'in işbölümü ve Weber'in meşru egemenlik yapısı olan rasyonellik üzerinden kenti açıklamaları sosyolojinin konuyu yakından takip ettiğine dair önemli bir kanıttır.
"Ticaret yapıp da tutumları sayesinde zengin olan, fakat nüfuzlu kimseler sınıfının dışında tutulması gerekenlerden başka, Türkler ancak memuriyetler sayesinde zengin olurlar. Bunları, yine aynı yoldan yükselmiş bulunan büyüklerin kayırması sayesinde elde ederler. Servetleri, açgözlülüklerinin biriktirdiği, korkunun gömdüğü, tantananın çarçur ettiği, rastlantının yenilediği sermayeler halindedir" (Baron de Tott - 1785)
Batı'da burjuva, haklarını senyöre karşı yaptığı bir mücadelede elde etmiş, bazen senyörlerin ordularına karşı çıkmış ve onları yenmiştir. Ona göre, hak alınır, verilmez. Fakat bu anlayış Doğu şehirlerinde hiçbir şekilde yoktur. Hak, meşru olarak devletindir; Allah'ın başında bulunduğu devletin tanıdığı paydır.