Fark düşünseler de aynı şeyi hissediyor. Ve karanlık bütün yasak dokunuşları içinde saklıyor. Biliyorum, biliyorsun çünkü sen de içinde kocaman bir karanlığı saklıyorsun.
Omuzlarımı yaktın.
Susuyorsam dağlanan dilimden.
Peygamberi mağaraya saklayan örümceğin
Bir damla canıyla tek başına ördüğü koskoca ağın,
Bir damla canımla seni sevişimden ne farkı var?
Yansın ezbere bildiğim ellerin.
Yetimin başını okşayan peygamberin
Avucundan inen nur gibi,
Başımı okşamayan ellerinin karanlığıdır saçlarımdaki;
Yansın ezbere bildiğim ellerin,
Sen cennetten inen bir nuru karanlığında öldürdün.
Ben sana bir nurla da gelsem,
Cennet derem kurudu artık;
Yansın ezbere bildiğim ellerin.
Tanırdım ya kırk yabancının içinde ellerinden seni, tanımaktan korkumdandır,
O yüzden,
Yansın ezbere bildiğim ellerin.