Gerçeklerin karşısına, ancak gerçekler çıkabilirdi. Diktatörlüğün gerçeklerine, hürriyet sözleriyle değil, ancak hürriyet gerçekleriyle karşı çıkılabilirdi.
Halide Edib, bir zabit eşliğinde gece yarısı köyün karanlık yollarından geçip Mustafa Kemal’in kaldığı eve gitti:
Mustafa Kemal Paşa’ya doğru kalbimde mutlak bir hürmetle gittim. O mütevazı odada bütün gençliğin bir millet yaşasın diye ölmeyi göze alan kararını temsil ediyordu. Ne saray, ne şöhret, ne herhangi bir kudret onun o odadaki büyüklüğüne yaklaşamazdı