Georges-Gaulis’nin Türkiye üzerine yazdığı kitaplardaki Mustafa Kemal
izlenimleri özetle şöyleydi:
Derinliğine inilemeyen ve her an değişen bakışlarında karşısındakini hemen etkisi altına alan bir guç vardı. Biraz saklamaya çalıştığı çelik gibi bakışlarıyla hal ve tavrındaki sadelik birbiriyle çelişir gibi idi.Kullandığı kelimelerde tam bir isabet, hızlı ve açık bir muhakeme, daima en nazik ve tatlı bir ifadeye burunmuş olmakla beraber konuşurken şef olduğunu belli eden bir hava vardı. Yuruyuşu çok zarif, sözleri ve hareketleri çok rahattı.Uzun ve ince silueti, zarif yuruyuşu ile, emir vermeye alışık bir komutan olduğunu tahmin etmek pek guç. Hoşa gitmesini ve hoşlanmasını çok iyi biliyor. Her şeyi pek çabuk kavrıyor ve her şeyden duygulanıyor.Mustafa Kemal beklemesini bilir, hiçbir şeyi tesadufe bırakmaz. Ağır ağır inşa eder, arada bir, bilinçli olarak bir darbe vurur. Her olay, kendi saatinde oluşur, hatta en yakınlarına, sırlarını tevdi ettiği kimselere bile tam fikrini açmaz.Anlattıklarındaki açıklık, çarpıcı niteliktedir, hafızalarda asıl kalan şey kanıtlamadaki berraklık, tâbirlerdeki isabettir. Titreşimli sesinde hiçbir şiddet belirtisi yok. Bu titreşimde çelik var, bir tuhaf ahenk var...
Bu şaşırtıcı sohbet adamının buyuk guçlerinden biri, her zaman nasıl bir cevapla karşılaşacağını tahmin etmesi. Zihnî hassaslığı muazzam, gözunden, aklından hiçbir şey kaçamaz. Başarısının belirgin uç nedeni var: Seziş, ihtiyatlı olma, inceleme.Başkalarının tereddud gösterdiği yerde o, lazım gelen söz ve hareketi derhal bulur.O hakikatperesttir.
Biz fakir ve çalışkan bir milletiz, yaşamak için, kurtulmak için çalışan bir millet. Bu nedenle her birimizin hakkı da vardır, yetkisi de vardır. Ama bizler, bu haklarımızı çalışmak suretiyle elde ediyoruz. Hiç kimseye benzememenin şerefini taşıyoruz. Bununla övünmemiz gerekir. (...) Biz, canlarımızı ancak istiklâlimiz için feda ederiz.”