M.

M.
@Kingslayer_
Kelimeler Rüzgârdır
Ama kelimeler rüzgârdır, diye düşündü Sör Barristan. Kraliçenin yanında değilken onu nasıl koruyabilirim? Barristan Selmy birçok kral görmüştü. Benzersiz Aegon’ın sıkıntılı saltanatı sırasında doğmuştu, şövalyeliğini onun ellerinden almıştı. Yirmi üç yaşında, Dokuzmetelik Kralları Savaşı’nda Canavar Maelys’i öldürdükten sonra, omuzlarına Aegon’ın oğlu Jaehaerys tarafından beyaz bir pelerin serilmişti. Jaehaerys’in oğlu Aerys çılgınlık içinde tükenirken, Selmy aynı beyaz pelerinin içinde Demir Taht’ın yanında durmuştu. Durdum, gördüm, duydum ve hiçbir şey yapmadım. Ama hayır. Bu adil değildi. Selmy görevini yapmıştı. Sör Barristan bazı geceler, o görevi layığıyla yapıp yapmadığını merak ediyordu. Tanrıların ve insanların huzurunda yemin etmişti, şerefine leke sürüp o yemine karşı gelemezdi... ama Kral Aerys’in saltanatının son yıllarında, o yemini tutmak çok güçlenmişti. Selmy, hatırlarken bile acı çektiği şeyler görmüştü ve o kanın ne kadarının kendi ellerinde olduğunu birçok kez merak etmişti. Aerys’i Lord Darklyn’in zindanından kurtarmak için Gölgeli Vadi’ye gitmemiş olsaydı, Lord Tywin kasabayı yağmalarken, Aerys o zindanda ölebilirdi. Sonra Prens Rhaegar, Demir Taht’a çıkar ve belki diyarı iyileştirirdi. Gölgeli Vadi, Selmy’nin en büyük başarısıydı ama bu hatıra şövalyenin ağzında acı bir tat bırakıyordu. Ama geceleri şövalyeye musallat olan, başarısızlıklardı. Jaehaerys, Aerys, Robert. Üç ölü kral. Hepsinden daha iyi bir kral olabilecek Rhaegar. Prenses Elia ve çocukları. Sadece bir bebek olan Aegon ve kedisiyle birlikte Rhaenys. Her biri ölmüştü ama onları korumaya yeminli Selmy yaşıyordu. Ve şimdi de Daenerys; Selmy’nin pırıl pırıl parlayan kraliçesi. O ölmedi. Buna inanmayacağım.
Reklam
Clydas gözlerini kırparak odaya girdi, elinde bir parşömen vardı. “Özür dilerim Lord Kumandan. Çok yorgun olduğunuzu biliyorum ama bunu hemen görmek isteyeceğinizi düşündüm.” “İyi yaptın.” Jon okudu: Altı gemiyle Çetinocak’tayız. Denizler çok sert. Karakuş bütün mürettebatıyla birlikte kaybedildi, iki Lysli gemi Skane’de karaya oturdu. Kuş Pençesi su alıyor. Burası çok kötü. Yabanıllar kendi ölülerini yiyorlar. Ormanda ölü şeyler var. Braavoslu kaptanlar gemilerine sadece kadınları ve çocukları alıyorlar. Cadı kadın bize köle tacirleri diyor. Fırtına Kargası’nı ele geçirme girişimi bozguna uğratıldı, altı denizci ve çok sayıda yabanıl öldü. Sekiz kuzgun kaldı. Denizde ölü şeyler var. Karadan yardım gönderin, denizler çok fırtınalı. Üstat Harmune’un eliyle, Kuş Pençesi’nden. Cotter Pyke mektubun altına kendi kızgın mührünü vurmuştu. “Havadisler kötü mü lordum?” diye sordu Clydas. “Gayet kötü.” Ormanda ölü şeyler var. Denizde ölü şeyler var. Denize açılan on bir geminin altısı kaldı. Jon Kar kaşlarını çatarak parşömeni dürdü. Gece çöküyor, diye düşündü ve şimdi benim savaşım başlıyor.
Öykülerde bol bol geçen, fakat gerçek dünyada nadiren rastlanan o mükemmel sonbahar günlerinden biriydi. Sıcak ve kuru hava, tarladaki buğday ya da mısırların olgunlaşması için idealdi. Yolun her iki tarafındaki ağaçlar da renk değiştiriyordu. Upuzun kavaklar tereyağımsı bir sarıya bürünmüşken yola doğru sokulan sumaklar parlak bir kırmızıydı. Sadece yaşlı meşeler yazı bırakmaya isteksiz gibiydi ve yapraklarında altın sarısıyla yeşil eşit ölçüde bulunuyordu.
Sayfa 29 - İthaki Yayınları·Kitabı okuyor
Bahar aylarında her şey hayat doludur. Yazlarıysa çok güçlüdür ve sonuna kadar direnir. Sonbahar..." Ağaçlardan dökülen yapraklara doğru baktı. " "Sonbahar tam zamanıdır. Sonbaharda her şey yorgundur ve ölmeye hazırdır."
Sayfa 44 - İthaki Yayınları·Kitabı okuyor
Silahı gösterişli bir hareketle kınından çekti. Kılıç odayı dolduran sonbahar ışığında donuk beyaz bir parıltı saçıyordu. Ne çentik çentik olmuş, ne de paslanmıştı. Donuk gri yüzeyi çiziklerle kaplı değildi. Fakat lekesiz olmasına rağmen eskiydi. Ayrıca kılıç olduğu belliyse de şekli göze tanıdık gelmiyordu. En azından bu kasabada kimse onu tanıdık bulmazdı. Sanki bir simyacı bir düzine farklı kılıcı damıtmış ve kazan soğuduğunda dibinde bu kalmıştı: saf bir şekle sahip bir kılıç. Silah ince ve zarifti. Hızla akan suyun altındaki sivri bir taş kadar da ölümcül.
Sayfa 36 - İthaki Yayınları·Kitabı okuyor