"...Yaşamımın akışını gözleyen bir yabancı olsaydım, yaşamımın hiç ile son bulacağını, korkunç, aralıksız bir kuşku ve yaratmak uğruna sürekli olarak kendine işkence etmekle boşa geçtiğini söyleyebilirdim. Oysa kendi yaşamıma katılan olarak, umut ediyorum."
"Bazen bir kentte amaçsız dolaşır gibi oluruz. Sokak boyunca yürür, rastgele bir başka sokağa sapar, bir binanın yüzeyindeki kabartmalara hayranlıkla bakmak için durur, bize beğendiğimiz tabloları anımsatan, kaldırımın üstündeki bir katran lekesini incelemek için yere eğilir, içlerinde taşıdıkları yaşantılarını hayal etmeye çalışarak sokakta yanımızdan geçen insanların yüzlerine bakar, yemek için ucuz bir lokantaya gider, dışarı çıkınca ırmağa doğru yürümeyi sürdürür (bu kentte bir ırmak varsa), ırmakta işleyen tekneleri ya da rıhtıma yanaşmış büyük gemileri izler, yürürken belki kendi kendimize şarkı söyler ya da ıslık çalar ya da unuttuğumuz bir şeyi anımsamaya çalışırız. Bazen kentin içinde dolaşırken hiçbir yere gitmiyor, yalnızca vakit geçirmenin bir yolunu arıyor gibiyizdir, nerede, ne zaman durmamız gerektiğini bize bildiren de duyduğumuz yorgunluktur."