Öğretimi en kolay şekle koyan Amerikan metodlarıyle katledilen muallim mesleği yerine sinemadan radyoya sıçramak kabilse bile; dersin, mektebin, öğretimin ne olduğunu asla bilmeyen bu genç kalmış, iptidaî zihniyet karşısında ancak ıztırap çekenlerin anlayacağı dille diyebiliriz ki; “gerçek mektepte muallimle talebe, iztırap çekerek öğretmeğe ve ıztırapla öğrenmeğe muhtaçtırlar." Ders, bu tadına doyulmaz ıztırabın sahnesidir.
Zira, insan bir dereceye kadar öğrendiklerinin de esiridir. İyiyi bilen iyi olmak ister, fenayı bilen fena olmaya, farkında olsun olmasın, heveslenir. Zira, her bilgide bir câzibe vardır. Bilmek, harekete hazırlanmaktır.