Alexandre Dumas
lerin adalet sistemlerini inceledim, bütün ulusların ceza hukuklarını doğal adaletle kıyasladım ve size şunu söylemek gerekir ki Mösyö, Tanrı'nın isteğine en uygun bulduğum yasa, hâlâ ilkel toplulukların göze göz dişe diş yasasıdır.”
"Mösyö, bu yasa benimsenseydi işlerimiz çok kolaylaşacakti," dedi Kraliyet Savcısı, "hatta bu nedenle hukukçularımiza az önce söylediğiniz gibi yapacak fazla iş düşmeyecekti."
“Belki o gün de gelecek,” dedi Monte Cristo, “insan icatlarının karmaşıktan basite doğru ilerlediklerini biliyorsunuz, basit olan her zaman en mükemmeldir.”
“Bu arada Mösyö,” dedi Savcı, “yasalarımız içlerinde Galya geleneklerinden, Roma yasalarından, Frank âdetlerinden alınmış çelişkili maddeleri barındırır, oysa sizin de kabul edeceğiniz gibi, bütün bu yasalar ancak uzun çalışmalar sonunda öğrenilir ve bu bilgilere vâkıf olmak için uzun bir inceleme dönemi ve bir kez öğrenilen bu bilgileri unutmamak için yoğun bir zihin gücü gerekir.”
“Ben de aynı fikirdeyim Mösyö ama sizin bu Fransız yasası hakkında bildiğiniz her şeyi, bütün ulusların, İngiliz, Türk, Japon, Hint yasalarını da Fransız yasaları gibi bilirim; dolayısıyla göreli olarak (her şeyin göreli olduğunu biliyorsunuzdur Mösyö), yaptıklarım açısından bakınca yapacağıniz pek az şey ve öğrendiklerim açısından bakınca da öğreneceğiniz çok şey olduğunu söyleyebilirim."
“Peki bunları hangi amaçla öğrendiniz?” diye sordu şaşiran Villefort.
Monte Cristo gülümsedi.
“Evet Mösyö, üstün bir insan olarak ünlenmenize rağmen, her şeyi, insandan başlayıp insanla bitirdiğiniz için, toplumun maddi ve sıradan bakış açısıyla, yani insan zekâsının sahip olabileceği en sınırlı ve en dar bakış açısıyla değerlendirdiğinizi görüyorum."