Kitab Ana ve Baba

80-84 Lût'u da peygamber olarak gönderdik. Hatırlayın! O kavmine 25 şöyle dedi: “Siz o kadar hayâsız mı oldunuz ki, sizden önce dünyada hiçbir kimsenin yapmadığı fuhşu yapiyorsunuz? Siz, kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere yaklaşiyorsunuz. Doğrusu siz, haddi aşan kimselersiniz.” Fakat ona kavminin cevabı ancak şu oldu: “Çıkarın şunları şehirlerinden; kendilerini çok temiz sanıyorlar!" Nihayet biz Lût'u ve ailesini -hanımı hariç, o geride kalanlardandı, kurtardık. Onun kavminin başına yağmur*26 yağdırdık. Bak, o suçlularin âkıbeti ne oldu! *26 Yağmurla kastedilen, su değil taş yağmuruydu. Bu, Hûd sûresi, 82. âyette açıklanmıştır.
Sayfa 186·Kitabı okudu
Reklam
Her geçen yıl kanı isısını biraz daha kaybediyordu sanki. En sevdiği torunu Natalya'ya yakınırdı: "Bu çoraplar yün sözde, ama ayacıklarımı hiç ısıtmıyor. Sen bana tığla örsen bir çift çorap, iyi olur yavrum.” Natalya gülerek, “Ama şimdi yaz dede!” der ve sekinin üzerine, dedesinin yanına oturup onun kırışıklarla dolu kocaman sarı kulağına bakardı. “Ne çıkar yavrum? Yaz, ama benim kanım ta derinlerdeki toprak kadar soğuk.” Natalya onun elleri üzerindeki örümcek ağını andıran damarlara bakarken, belleğinde çocukluğuna ait bir anı şimşek gibi canlandı. Avlularında bir kuyu açıyorlardı - daha küçücük bir kızdı- kovanın içinden kil alıyor, kendine ağır bebekler, burma boynuzlu inekler yapiyordu. On iki metre derinlikten çıkarılan cansız, buz gibi toprağın elinde bıraktığı duyguyu bütün canlılığıyla hatırlamıştı. Şimdi de işte, gözlerini dikmiş, dedesinin ellerindeki, yaşlılıktan esmerlesmiş, kil rengi çillere bakıyordu. Ona öyle geldi ki, dedesinin damarlarında parlak, al kan yerine killi toprak akıyordu. “Ölmekten korkuyor musun dede?” diye sorardı Natalya. ihtiyar, buruşuk boynunu asker ceketinin sert yakasından kurtarmak ister gibi çevirir, yeşile çalan kır bıyıklarını sarsardı. “Aziz bir misafiri bekler gibi bekliyorum ölümü.
Sayfa 108·Kitabı okuyacak
doktorun asistanı Stepan'ın göğsüne yarım düzine sülük yapıştırarak kan aldı. Stepan sırtında fanilası, arkasını arabasının tekerleğine dayayarak oturmuş (bu arada da kasketinin beyaz keten kılıfı arabanın tekerinden gres yağına bulanmıştı), fıçı gibi göğsünü emerek pis kanla şişen sülükleri asık suratla seyrediyordu. Alay sıhhiyecisi durmuş sigara içiyor, sigarasının dumanı dişlerinin geniş aralıklarından dışarı sızıyordu. “Daha iyice misin?" “İyi emiyorlar. Kalbimi biraz rahatlattı." “Sülük harika bir şeydir!”
Puan vermedi·325 syf.··
2021 40. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2021 18:21
Ah Charlie. Neler yaşadin, neler hissettirdin. Rabbim akıl eksikliği vermesin deriz, Biz normal insanlar bunu da hep yasliligimiz için soyleriz. Hiç böyle bir durumu sorgulamamışım , düşünmemişim. Ne hayatlar ne yaşantılar, ne acılar var. Rabbim hayırla, sağlıkla, imanla yaşamayı ve bunların uzerine ölmeyi nasib et!
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
Puan vermedi·325 syf.··
24 saatte okudu
·
2021 40. kitabı
Daniel Keyes
8.8/10 · 36,6bin okunma
Reklam