Yazarın hissettiği o karamsar ve yalnizlik duygusunun okuyucuya aktarimi efsane.
Anlatilan, yazarin yaşamını yansıtması ve yazarin sonra da intihar etmesi açıkçası bana daha çok sefilce geliyor. Yoksa Karl Marx in dedigi gibi intihar insanin son sözü felan degil. Acizliginin, oblomovlugunun bir sonucu. Nice şeyleri ard arda yaşamış birini tanıyorum.
Mesela; babasi O annesinin karnindayken ölmüş
Annesi O 5 yaşındayken ölmüş, fakirligi dibine kadar yaşamış. Açlıktan karnına taş bağlamış. Kendi eliyle evlatlarinin hepsini gömmüş. Yaşadığı şehirden kovulmuş. Sığındığı yerden çocukların taşlarıyla yuhalanarak atılmış. Dunyada çok kiymet verdiği biricik eşinin vefatınin ardindan pek sevgili amcasının da vefatını yaşamış biri. Vallahi intihar haklı bir söz olsaydı. Işte bu hayati Yaşayan kişinin intihar etmesi gerekirdi.
O yüzden intihar eden yazarlarin hayatlarında eee ne yaşamış şimdi de bu intihar etmis diye ayrica gozlemliyorum. Hepsi umut etmemek için ugrastiklarindan, sanki asla umit etmemeliyim gibi kendilerini sartladiklarindan bu sonuca bile isteye gitmişler.
Tabi inceleme bana aitse benim kendi dusuncelerim olmalıydı. Katilan katılır. Katılmayan kendi okur kendi inceler. Teşekkürler.