Cemal Abdunnasır, islâmi eğitimin en sağlam kalesi el-Ezher'i 1961 ylında "Modern" bir universite hâline getirerek bu stratejiyi sonuna kadar uygulamış oldu. Bunların ve benzeri milyonlarca baska insanların bütün çabalari, "Modern" denilen konuların zararsız olduğu ve Müslümanları güçlendirmekten başka bir etkisi olamayacağı varsayımına dayanmaktaydı. Bunlar, yabancı beșeri ve sosyal ilimlerin, hatta tabii bilimlerin İslâm'a aynı derecede yabancı hakikat, hayat, dünya ve tarih görüşlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu pek fark edemediler. Bu disiplinler ile bunların hakikat ve bilgi anlayışlarının yabancı bir âlemin değerler sistemine bağlayıcı bir ilişkiler zinciri bulunduğunu göremediler. Islah hareketlerinin verimsiz olmasının sebebi iste budur. Bir yandan Íslâmi eğitimin durağanlığı el değmeden birakıldı, öte yandan da yeni ithal edilen eğitim sistemi geldiği ülkede görülen mükemmellikte bir ürün veremedi. Tersine, Müslümanları yabancı araştırmalara ve yabancıların liderliğine bağımlı kildi. Gürültülü biçimde bilimsel tarafsızlık iddialarına rağmen, bu yeni eğitim sistemi, ilericilik yanlılarının "Tutucu" ve "Gerici" olarak vasıflandırdikları Îslâm'a karsı kendi hakikatini kabul ettirmeyi başardı.
Kimse yüz yüze görüşmüyor, sosyal medyadan yorumlasarak sosyalleşiyorlardi. Toplumdan uzaklaşan kendinden uzaklaşıyordu ama bunu kimse bilmiyordu. insanlar daha çok birbirlerinin hatalaryla ve başarısızlıklariyla i|gileniyorlardi. Bazıları kimsenin isini begenmeyen, dedikodu yapan, kendini baskasıyla kıyaslayan insanlara dönüşmüştü. Dedikodu ve kıyas ilhamlarin midesini bulandirir. Bunlar bir yerdeyse bilin ki ilham orada yoktur. Medya birkaç ayda zengin, birkaç günde başarılı, birkaç saatte şöhret olmanın yollarını anlatıp duruyordu. Her yer böyle ögretilerle doluydu, birincide kulak asmasan, bir sonrakinde seni etkilemeye başlıyordu.
Sabır ve tevekkül modası geçmis davranıslara dönüşmüştu.
Ayrıstırıcı ve kıskırticı cümleler, kin ve nefretle dolu öfkeli ifadeler etkilesim alıyordu. Hem de çok! insanlar giderek daha keskin fikirli, sinirli, somurtkan, çatıik kash kişiler oldular. Neşeyi hayatlarından kovdular, güler yüzlülügu toyluk sandilar ve onu pek "cool" bulmadilar. Herkes her yerde benzer seyleri konuşmaya başlamıştı.