Maysalbek bir düşman cephanesini havaya uçurmuş, o büyük
patlamada, o civarda tek canlı kalmamış. Oğlum Maysalbek'i ve bütün
kahramanları selamlıyorum elbet. Onun kahramanlığından da gurur duyuyorum. Ama hiçbir şan, hiçbir şeref onu bana geri getiremez ki! şan ve şerefin böylesini hiçbir ana hayal etmez. Analar çocuklarını yaşasınlar diye
doğururlar, dünyada mutlu olsunlar diye doğururlar...
Savaş her şeyi, kimsenin gözünün yaşına
bakmadan yutup yok ediyordu: Hayatı, işi,
hürriyeti, hatta çocukların bir kaşık çorbasını
yalayıp yutuyor, en küçük bir buğday tanesini
bile doymak bilmeyen midesine indiriyordu.
Eğer bana o zamanlar Haydi, sen de cepheye git ve öl, o zaman savaş bitecek
ve çocuklar da aç kalmayacak deselerdi, hiç tereddüt etmeden giderdim cephede ölmeye. Böylesine acıkmış çocukların o bakışlarını bir daha görmezdim.
-Metin ol Tolgonay, tut kendini, aslanlarımızı yitirdik... şahinlerimizi yitirdik... Suvankul ve Kasım er meydanında, şeref meydanında öldüler.
Aynı anda Aliman'ın çığlıkları ve bütün kadınların ağıtları doldurdu havayı:
-Bağrım oyyy! Ciğerim oyyy! Ah kardeşlerim, yüreğim oyyy