En çok korktuğum şey keyfe tabi olmak ve uzun hülyalara dalmaktır. Keyfe tabii olmak insanı haktan çevirir. Uzun hülyalara dalmakta ahireti unutturur. Bilin ki dünya arkasını dönüp gitmektedir. Bilin ki ahirette yüzünü dönüp gelmektedir. Bu ikisinden her birinin adamları vardır. Siz ahiret adamlarından olun. Dünya adamlarından olmayın. Çünkü BUGÜN AMEL VAR HESAP YOK, YARIN HESAP VAR AMEL YOKTUR.
Hazreti Ömer (ra), şehri kurmak istediği zaman ilgili bölgenin altı farklı yönlerine birer okçu gönderir, onların bir merkeze oklarını atmalarını isterdi.Okların düştüğü yer şehrin tam ortası olduğu için camii oraya yani merkeze inşa edilir, onun etrafına evler yapılırdı. Yine o bir şehre hastane yapmak istediğinde bir koyun kestirir onu da altı parçaya ayırıp şehrin altı noktasına gönderirdi. Etin en son koktuğu yere hastane yaptırırdı.Çünkü en son koktuğu yer havanın en güzel olduğu yerdir havanın güzel olduğu yer hastaları iyileştireceği için hastane orada yapılır.
...gençler “Ey Mü’minlerin Emiri! siz bunları nasıl yapabildiniz? bunları yaparken aklınız yok muydu?” diye sordular. bu soruya Hazreti Ömer şöyle karşılık verdi: “Ey Oğulcuğum! Aklımız vardı, ama hidayetimiz yoktu.”
Hidayet olmadıktan sonra akıl tek başına ne işe yarar akıl gözdür, hidayet ise nur yani ışıktır.Işık olmayınca göz görünür mü? Bugün binlerce insanın aklı olmasına rağmen akılsızca davranmalarının tek bir izahı vardır oda Hazreti Ömer’in dediği gibi hidayet mahrumiyetidir.
Rabbim hidayet ettiklerinde birlikte bizi de hidayete ulaştır..Amin..
Bir insanın kalitesi birazda yanındaki insanlardan/dostlarından anlaşılır.
Eğer bir insanın yanındaki arkadaşları dostları her gün değişiyorsa, bugün gelen yarın gidiyorsa orada bir sıkıntı vardır hem de büyük bir sıkıntı vardır. bu manada o şahıs kendini iyi bir hesaba çekmelidir.
Efendimiz ve Hazreti Ebu Bekir arasında öyle bir dostluk var ki nübüvvet öncesi 20, nübüvvet sonrası 23 tam 43 yıl devam ediyor bu dostluğun üzerinden bizlere çok önemli bir mesaj