Mater Serisi’nin üçüncü ve son kitabı Dura Mater ile merhaba.
Dura mater; merkezi sinir sistemini koruyan üç zar tabakasından en dışta olan, en kalın ve en dayanıklı olanıdır.
@serkan_karaismailoglu serinin bu son kitabında da isminin hakkını vererek bizi beynin en sert gerçekleriyle yüzleştiriyor.
İkinci kitapta Neon denen yapının bin yıldan fazla geçmişi olduğunu ve yeryüzünde bilimin,cehalete karşı olan savaşındaki en büyük güç olduğunu öğrenmiştik.Hiçbir dini inancı olmadığını ve üyelerinin büyük bir kısmının önemli bilim insanları olduğunu da.
Son kitapta olaylar iyice karmaşıklaşıyor ve beklemediğim, sarsıcı bir sonla bitiyor. Metin boyunca Thomas More’un Ütopya’sına ve Thomas Mann’ın Büyülü Dağ’ına yapılan göndermeler, kurgunun derinliğini artırmış.
Ancak asıl vurucu nokta şu sorular: İnsanlık ölümsüzlüğü bulsa ne olurdu? Yapay zeka kontrolü ele alıp insan bilincinin ötesine geçebilir mi? Bir makine bilinçlenebilir mi ya da bir bilgisayar,karşısındaki kişiyi gerçekten anlayabilir mi? Kitap, bu sorularla hem düşündürüyor hem de yapay zekanın karanlık ve korkutucu yönlerine ışık tutuyor.
Serkan Hoca’nın romanlarında en sevdiğim özellik, her bölümün dolu dolu olması. Hiçbir sayfa boş geçmiyor; her an bir bilimsel çalışmaya, beynin gizemli bir işleyişine veya tarihe yön vermiş bir kişiliğe rastlıyorsunuz.
Bilgiyle harmanlanmış bir nöro-roman arayanlara şiddetle tavsiyemdir.